1 mayıs açıklamalar adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya bağcılar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa belçika belgesel beşiktaş beykoz boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri çağlayan çanakkale çayan çayan mahallesi çekmece çerkezköy dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler FOSEM Fransa galatasaray gazi Gebze gençlik gerilla giresun gözaltı grup yorum gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet Hacıahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda Isparta idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere İngiltere istanbul isveç isviçre İsviçre işçi meclisi italya izmir kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kınık kıraç kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba küçükçekmece kültür sanat kütahya lubnan malatya maltepe Maraş mardin Mektuplarımızla Tecriti Kıralım mersin muğla Muharrem Karataş munzur nurtepe okmeydanı ortaköy ömürtepe örnektepe piknik Polonya radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma Sevgi Erdoğan Vefa Evi siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler şiir şiirler şişli taksim tavır dergisi TAYAD tekirdağ tiyatro Tokat trabzon tuzla türkiye UTMP videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi Zürich

1. Uluslararası Hukuk Sempozyumunun İkinci Gününde Avukatlığın Tasfiyesi Ve Buna Karşı Mücadele Konuşuldu

Ebru Timtik anısına düzenlenen 1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu'nun ikinci gününde Toplam 3 Oturum yapıldı. Oturumların konusu "Hukuk ve Avukatlığın Kapitalist Deformasyonu" , " IMF ve Dünya Bankalarının Projeleriyle Hukukun Dönüştürülmesi" ve "Avukatlığın Tasfiyesi Ve Buna Karşı Mücadele"idi.

Oturumların açılışını Halkın Hukuk Bürosu Enternasyonal avukatı Günay Dağ yaptı. Günay Dağ;

"Emperyalizm tüm saldırganlığıyla saldırmaya devam ediyor. Ama biz umutsuz ya da karamsar değiliz. Sevgili Ebru'nun dediği gibi sadece direnenler umutludur. Biz asla umutsuz değiliz çünkü direnenlerin arasındayız ve direnenlerin yanındayız. Anısına bu sempozyumu düzenlediğimiz Ebru Timtik kimdir?

Ebru Timtik, egemen hukukun saldırılarına karşı sonuna kadar mücadele eden, en önde olan, 'Avukat ölse de mezarında hak arar' diyen, sadece kendisi için değil halkı için de adalet talep edendir. Ebru'yu Ebru yapan, son anına kadar mücadele ederek sesini tüm dünyaya duyurmasını sağlayan Halkın Hukuk Bürosu geleneğidir. " dedi.

Günay Dağ'ın ardından İrlanda'dan online olarak sempozyuma katılan avukat Declan Owens konuşmaya başladı. Konuşmasında Boby Sands'leri anarak başladı. " Boby Sands'ler ve Ebrular mücadelemizi yükseltmeye devam ediyor" dedi

Ardından Almanya’dan ELDH Eş genel başkanı Thomas SCHMIDT söz aldı;

“Ebru Timtik’i cezaevinde ziyaret etmiştim asla unutmayacağım bunu. ÇHD’li avukatlar birlikte çalışıyoruz hepsi çok değerli bir çoğunu birebir tanıyorum henüz onlar ÇHD’de üye olmadan tanışıyordum. Selçuk, Aytaç,… Onlarla mücadele etmeye devam etme umudu beni mutlu ediyor. (…)

Müvekkilleriyle suç ortaklığı yapmakla itham ediyorlar Türkiye’deki halkın avukatları. Çok sayıda avukat bu nedenle ceza aldı bunların arasında adil yargılanma mücadelesi için açlık grevi yapan ve sonucunda cezaevindeki hayatını kaybeden meslektaşımız Ebru Timtik var.(…)

Hukuksuz uygulamanın son kurbanları yine halkın avukatlari Bürosu’nun diğer dört avukattır. Aralarında Berrak Çağlar da var (…)

Çoğu yerde olduğu gibi Türkiye'de de yargıçlar sadece şeklen bağımsızdır. Bu durum, hukukun yozlaşması açısından hukuk üzerinde ciddi bir olumsuz etkiye sahiptir. Dünyanın dört bir yanından avukat örgütleri ve çeşitli oluşumlar katılmaktadır bu konferansa. Katılan tüm katılımcılara ve temsil ettikleri örgütleri bu faaliyetlerde aktif rol almaları çağrısında bulunuyorum. Türkiye Yunanistan ve diğer ülkelerdeki insan hakları ihlallerini ve keyif bir şekilde tutuklananların derhal serbest bakımlısını istiyorum. Hepimizin görevi dayanışmadır. Teşekkür ederim" dedi.

 

Daha sonra Ebru Timtik ile birlikte ölüm orucu direnişi yapan ve bunun sonucu tahliye olan Aytaç Ünsal'ın sempozyuma için gönderdiği ses kaydı dinlendi. Aytaç Ünsal;

"Görüyoruz. Bir tarafta emperyalistlerin, siyonistlerin hukuku var. Katliamlar yapılıyor. Biz avukatlar tanık olamayız. Biz hak savunucularız. İzleyemeyiz. Bunun için de bizim sesimizi kesmeye çalışıyorlar. Ama biz susmayacağız. Hapishane de de olsak mücadeleye devam edeceğiz. Bugün Ebru ablamda burada. Hücremde benim yanı başımda. Hepinizi çok seviyoruz." dedi.

Daha sonra Yunanlı avukat Yiannis Rachiotis konuşmaya başladı.

Yiannis Rachiotis;

" Adil olmayan yargılama bu ülkede veya Türkiye'de gurur duyulacak birşey değil. Amerikalılar ve Britanyalılar yavaş yavaş öldürüyorlar hapishanedeki tutsakları. Almanya'da ki tutukluluk koşullarını biliyoruz. Guatemala'da ki işkenceleri biliyoruz. Dünyanın her yerinde tutuklular var ama bu tür barbarlık yapılan hapishaneler baktığımız zaman ortak özelliği batılı emperyalist ülkelerin yeni sömürgelerde yaptıkları hapishaneler."

"Türkiye'de ABD'ye karşı eylemler gerçekleştiriliyordu. ABD askerleri cezalandırılıyordu. Açlık grevi direnişçilerinin eylemlerinde işte bunları görüyorlar. Türkiye’deki o muazzam halk geleneği bunu devam ettiriyor. Türkiye nüfusunun yüzde 75'i hala NATO'ya karşı. "

Koşullarımız Türkiye'ye göre çok daha kötü. Tamamen batının boyunduruğu altındayız. Avrupa Birliğindeyiz. Bu bizim ekonomizi berbat etti. Kendi ülkemizde Amerika’nın bekçiliğini yapıyoruz. Yunanistan'ın durumu ise böyle." dedi.

Yiannis Rachiotis konuşmasından sonra Halkın Hukuk Bürosu Enternasyonal adına Günay Dağ konuşmaya başladı.

Günay Dağ;

" Öncelikle hukuk nedirle başlamak istiyorum. Toplumlar üstü ve sınıflar üstü bir hukukun olmadığını söyleyebilirim. Hukukun öncelikli aracı toplumsal önceliklerin düzenlenmesi, hak ve özgürlüklerin korunması değil emperyalizmin çıkarlarını korumasıdır. Emperyalizm hukuku böyle değiştirmiştir. "

" Artık avukatlar arasındaki ayrım büyük yönetici avukatlar, patron bayraklar ve işçi avukatlar olarak değişmektedir. Molıéra' ın şu sözleri mazide bir nostalji olarak kaldı. Ne diyordu Moliera;

"Görevimizi yaparken "kimseye ne müvekkile ne hâkime hele ne iktidara tabiyiz. Bizim aşağımızda kişinin varlığında iddiasında bulunuyoruz. Ancak hiçbir uygulayıcı üst de tanımıyoruz. En kıdemsizin, en iyi durumda olandan veya isim yapmış olandan farkı yoktur. Avukatlar esirgemiyorlardı, ancak efendileri de olmuyor." Artık kapitalizmin yarattığı avukat tipi bunun tam tersi. Burjuvaz hukuku tüm güzel sözlerine rağmen sömürüsünü örttüğü bir örtüdür. Onların bayrağında ne yazıyorsa bize aittir. Bunun en büyük göstergesi ise anısına bu sempozyumu düzenlediğimiz Ebru Timtik." diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Sempozyumun 2. gününün ilk oturumu bittikten sonra ara verildi. Ardından ise 2. oturuma geçildi.

1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu'nun 2. kısmı olan 'Hukukun Haklar ve Özgürlükler Mücadelesindeki Rolü' Filipinler’den gelen avukat Edre Olalia konuşması ile başladı.

Edre Olalia;

" Yeni sömürge halkların kendi kaderlerini tayin hakkı engellenmiştir. Yeni sömürge halkların bağımsızlığını elde etme mücadelesi BM tarafından tanınsa da uygulanmaz. "

"Halkların kendi kaderlerini tayin hakkı vardır. Nasıl bu tayin sırasında yapılan eylemler terör eylemleri olarak görülemezse, savaşçılar veya devrimciler de terörist olarak görülemez. Özgürlük savaşçıları egemenler için terörist diye damgalansa da halklar nezdinde bu doğru değildir. "

 

Edre Olalia'nın konuşmasından sonra sözü Yunanistan'dan avukat Kostas Papadakis konuşmaya başladı.

Kostas Papadakis;

"Öncelikle etrafımızdaki posterlerde olan tutuklu avukatları selamlıyorum. Hukuk mevcut iktidarları yansıtır. Tarafsız veya bağımsız değildir. İktidar nasıl ise hukuk da öyle şekillenir. Hukuk ve toplum arasındaki ilişkiyi göz önünde bulundurmak lazım. Yasalar hukukun her zaman sınıfsal karakterini yansıtmayabilir. İlk Komünistler olan Marx ve Engels hukuku tartışıp idealist yaklaşımını red ettiler. "

" Yasalar sokakta bozulur diye bir söz vardır. Hukukun üstünlüğü sınıflar üstü bir sistem olarak düşünmemek gerekir. Bu kazanımlar sosyal mücadelede değişir. Bazen işçilerin lehine olur bazen ise egemen sınıfın. Ama işçi sınıfının lehine olmasına rağmen egemenler onu etkisiz hale getirir. "

"Türkiye güzel güzel anlaşmaları imzalıyor ancak kağıt üstünde güzel gözüken bu anlaşmalara uymuyor. Bildiğiniz gibi birçok Avukat tutsak Ebru gibileri de bunun için şehit düşüyor."

Kostas Papadakis konuşmasını bitirdi. Ardından Fransa'dan zoom üzeri Youri Krasoulia konuşmaya başladı.

Youri Krasoulia;

"Öncelikle herkesi selamlıyorum. Fransa'da polis terörü katlanarak arttı. Avukatlar Fransa'da politik savunmalar yaparak bu adaletsizliği teşhir etmek istiyordu. Bu da büyük bir sorun oldu. Ben de bu örgütlenmenin içindeydim. Fransa'da hukukun mücadele alanını savaş alanı olarak anlatabiliriz." dedi.

Youri Krasoulia'nın ardından Behiç Aşçı'nın sempozyum için yazdığı mektup okundu.

Behiç Aşçı:

"Bu toplantının kendisi bile mücadele nedenidir. Hukuk egemen sınıfın kemdi yasalarını uygulamasıdır. Buna geçmeden önce bir anımı anlatmak istiyorum. Ölüm orucu direnişinde zaferi kazandığımızda yoğun bakımda kaldım. Yoğun bakımdan uyandığımda 2 isteğim oldu. Biri cep telefonu. Diğeri ise avukatlık kimliği. Bunu o kadar hızlı ve doğallığında istemiştim ki neden istediğimi düşünmedim. Yatakta çırılçıplak yatan biri avukatlık kimliği neden gerekir ki insana. Ama o kart bir simgedir. Bizim avukatlık ile ilgili görüşümüzü gösteriyor sanırım bu olay." dediği mektubu okundu.

Behiç aşçının mektubu okunduktan sonra Almanya'da 3 devrimci tutsağın tutuklu bulunduğu davanın da avukatı olan Anna Busl konuşmaya başladı.

"Üç hususa dair bir konuşma yapmak istiyorum. Bizim için hukuk nasıl bir mücadele aracı olabilir. Biliyoruz ki hukuk tarafsız bir kavram değil. Egemen sınıflar tarafından kullanılıyor. Bunun arkasındaki gerçeğin de ne olduğunu da bizden başkası, burjuva hukuku bilemez. Ama Hukuk bizim için bir araç olabilir. Burjuva haklar burjuva hukuku kabul edilemez. Ama bir araç olarak kullanılabilir. İlerici avukatlar olarak böyle bir çelişkinin içinde kalıyoruz. Bir yandan burjuvazinin çıplak şiddetiyle yüz yüze karşılaşmaktayız. Diğer yandan ise bu hukuku kullanmak için içindeyiz. Bu hukuku özellikle kriz zamanlarında kullanmak zorunda bırakılıyoruz. Çünkü burjuva hakları için verilen savaş yine zamanında bizim için verilmiştir."

"Şu anda Almanya'da süren davada da masumiyet kararnamesinin korunması için mücadele veriyoruz. " dedi.

 

1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu'nun 3. Oturumu Hindistan'dan gelen avukat Niloufer Bgahwat'ın konuşması ile başladı.

Niloufer Bgahwat;

" Saldırıdan 2 hafta önce Rusya'daki ABD elçiliği Rusya’da büyük bir saldırı olacağını söyledi. Bu bilgiye nasıl eriştiklerini ise söylemediler. Yüzlerce kadın, çocuk, genç , yaşlı öldü orada. Bizim deneyimiz ise bizim ülkelerde emperyalizmin bizi kemiklerimize kadar sömürürken iç terörizmi kullanmaktır. Buradaki amacı dikkatleri başka yerlere çekmektir."

Niloufer Bgahwat'dan sonra sözü Yunanistan'dan Thanasis Kabayanis aldı.

Thanasis Kabayanis;

" Burada bulunan herkesi ve Ebru Timtik'i selamlıyorum. Yunanistan'dan da, Türkiye'de ki avukatların nasıl baskılar altında olduğunu biliyoruz. Türkiye gibi Yunanistan da da hukuka büyük baskılar var."

"Anti-terör yasaları niyete göre yargılama hakkı tanıyor. Yani bu terör eylemini yapabilir üzerine veriliyor cezalar." dedi

Thanasis Kabayanis'den sonra Katalonya'dan gelen Adria Font Bofill sözü aldı. Slayt eşliğimde "Terör Suçu" ile ilgili bir davayı anlattı.

Adria Font Bofill;

" Tüm protestolar temel haklarımızı kullanmamızdır. Havaalanında uçuşların durdurulması 'terör' suçu değil en fazla sivil itaatsizlikdir. Mahkeme ve polis hukukun olmadığı soruşturmalar yapmışlardır."

Ardından ise Almanya'da 3 devrimci tutsağın da avukatı olam Roland Meister konuşmaya başladı.

Roland Meister:

" Yasaklar her zaman ırkçılık karşıtı olan, enternasyonal dayanışma gösterenleri bastırmayı amaçlamaktadır. Bu yasaklar hep devrimci hareketlere karşı uygulandı. Hitler faşizmi ile beraber 40 komünist katledildi. 1945'de Hitler faşizminden kurtulan komünistler 1951'de 129A yasası ile tekrar tutuklandılar. 129 A yasası yüksek cezalar içermekte olup, çokça tedbir gerektirir." Dedi.

Ardından ise Almanya'da faşist 129 yasalarının kaldırılması ve 3 devrimci tutsağın özgürlüğü için 313 gün süresiz açlık grevi yapan Eda Deniz Haydaroğlu konuştu.

Eda Deniz Haydaroğlu;

" Sanırım burada avukat olmayan tek konuşmacı benim. Ama ben de bir hak savunucusuyum. Bir devrimciyim. Burada 129 yasalarının ayrıntılarına girmeyeceğim. Zira 3 devrimci tutsağın avukatı olan Roland Meister ve Anna Busl anlattı. Ben burada kazanımlarımızı anlatacağım. Bu davada küçük gibi görülen ama aslında Alman emperyalizmine karşı çok büyük kazanımlarımız oldu. Örneğin tutsakları cam kafeslere koydular. Ama hem bizim, hem tutsakların hem de avukatlarımızın çabaları ve de direnişiyle çıkarttık onları"

" Direnişimiz sayesinde o korku duvarlarını yıktık. Kendi varlığımızı değil düşüncelerimizi devrimci kimliğimizi, Marksist-Leninist ideolojimizin varlığını savunduk ve kurduk bu direnişle. Moral üstünlüğü her daim bizim oldu. Mağdur değil muzafferiz. O yüzden zaferi direniş kararı aldığımız gün kazandık. "

" Hukuk Egemen sınıfın yasallaştırılmış iradesidir. Hukuk burjuva devletin elindeki sınıfsal bir baskı aracıdır. Emperyalizmin meşruluk sorunu vardır. Bu yüzden yasalara ihtiyacı vardır. Yasaları, hukuklarıyla yaptıkları suçları meşrulaştırmaya çalışırlar. Yani yasalar kanlı ellerini kuruttukları birer havlu görevini görmektedir."

" Buradan bir çağrı yapmak istiyorum. Şu anda faşist 129 yasalarının kaldırılması ve 3 devrimci tutsağın özgürlüğü için Lena İleni Açıkgöz tam 270 gündür süresiz açlık grevinde. Biz halkın açlık bayrağını devralması ve en önemlisi dünya çapında bir sahiplenme sonucu direnişimize ara verdik. Şimdi İleni Lena Açıkgöz'ün de taleplerinin kabul edilmesi için böyle bir sahiplenme lazım." Dedi.

Daha sonra ise sözü Bask Ülkesinden gelen Avukat Aratz Estonba sözü aldı.

Aratz Estonba;

"Sömürücü sınıf üretim koşullarını korumak ve sömürülen sınıfı zorla baskı altında tutmak için devleti kullanır. Yine de bugün devletin ötesinde yan kuruluşları ve devlet dışı güçleri de hesaba katmak önemlidir. Ancak devletin kapasitesinin küçümsememekle birlikte onun her şeye muktedir olduğu sonucuna da varamayız. Devletin baskıcı sistemi değiştirebilmesi için zamana ihtiyacı vardır. İç engellerin yanı sıra bürokratik durağının sektörel ve kurumsal çıkarların vs üstesinden gelmesi bekleniyor. "

" Mevcut kriz ortamında işçi sınıfına yönelik bu korkunç saldırıda bahsettiğimiz tüm mekanizmalar İspanyol ve Fransız devletlerinin elindedir. Açık olmamız gereken bir şey varsa o da burjuvazinin şiddet araçları olan devletlerin diğer emekçi hakların kurtuluşlarını elde etmek için attıkları her adıma saldıracaklarıdır. Sürekli çelişki içinde olan 2 sınıfın bir arada yaşaması mümkün değildir. Burjuvazinin baskısı özellikle de en şiddetli haliyle kendini gösterdiğinde bunun sürekli bir hatırlatıcısıdır."

Aratz Estonba'nın konuşmasından sonra 1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu'nun 2. günü de bitmiş oldu.






























[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.