1 mayıs açıklamalar adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya bağcılar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa belçika belgesel beşiktaş beykoz boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri çağlayan çanakkale çayan çayan mahallesi çekmece çerkezköy dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler FOSEM Fransa galatasaray gazi Gebze gençlik gerilla giresun gözaltı grup yorum gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet Hacıahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda Isparta idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere İngiltere istanbul isveç isviçre İsviçre işçi meclisi italya izmir kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kınık kıraç kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba küçükçekmece kültür sanat kütahya lubnan malatya maltepe Maraş mardin Mektuplarımızla Tecriti Kıralım mersin muğla Muharrem Karataş munzur nurtepe okmeydanı ortaköy ömürtepe örnektepe piknik Polonya radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma Sevgi Erdoğan Vefa Evi siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler şiir şiirler şişli taksim tavır dergisi TAYAD tekirdağ tiyatro Tokat trabzon tuzla türkiye UTMP videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi Zürich

1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu'nun 3. gününün de Avukatlara Yönelik Saldırılar Konuşuldu

1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu'nun 3.gün ilk oturumuna Filipinli avukat Edre Olalia konuşmaya başladı.

 Edre Olalia;

" Türkiye ve Filipinler’in çok ortak yönü var. Biri de avukatlar saldırı altında. Müvekkillerini korumaya çalışırken kendileri saldırı altındalar."

" Meslektaşım Avukat Benjamin Tarug Ramos'u 2 motosikletli gelip katletti. 2018'den beri adalet sağlanmadı. Hukuksuzca fişlenmiş bir avukattı."

" Neden saldırı altındayız? Çünkü biz halkın avukatlarıyız. Haksızlıklara karşı sesimizi çıkardık. Bizi susturmaya çalışıyorlar. Çünkü biz işimizi ve görevimizi iyi yapıyoruz. Ezilenlerin haklarını savunmak için çalışıyoruz. Hukuk mesleği içinde kimsenin yapmak istemediği görevi üstleniyoruz. Birçok arama emirlerine karşı durduk, politik tutsakların özgürlüğü için çalıştık. Güvenlik güçlerinin ve katillerin hapse girmesi için çalıştık. Ulaşımdaki fiyat yüksekliklerine karşı mücadele ettik. Kurtuluş mücadelesi içinde barışı savunanlar olarak mücadele ettik. Aktivistlerin eylemlerini kriminalize etmelerini durdurduk. Bunlar halkın avukatlarının günlük işleri. Faşistler ve emperyalistler bizim yok olmamızı istiyor çünkü biz onların önünde engeliz. Çok bedeller ödedik."

" Ailemiz biz avukat olunca zengin olmamızı ve rahat bir yaşam sürmemizi istiyordu. Avukatlık demek onlara göre zenginlik demekti. Ama biz katlediliyoruz. Zengin olamadık. Buna değdi mi? Tabi ki değdi. Daha da çok şey yapmamız gerek. Mücadeleyi sürdüreceğiz. Teşekkürler" diyerek sözlerini bitirdi.

Ardından sözü Almanya'da faşist 129 yasalarından yargılanan 3 devrimci tutsağın avukatı Yener Sözen aldı.

Yener Sözen;

" Şuanda yaklaşık 1 yıldır görülen DHKP-C davasında Özgül Emre'nin avukatıyım. Dün, bugün ondan önceki gün hukuk üzerine ayrı ayrı perspektiflerden çok değerli sunumları oldu. Bugünkü konumuz avukatlığa yapılan saldırılarla ilgili ama önce genel bir şeyler söylemek istiyorum. Bize hep hukukun üstünlüğü diye bir şey empoze edilir. Ben klasik hukukun üstünlüğüne inanmıyorum. İnandığım hukuk karşısında bedel ödenmiş, ezilen halkın zorla egemenlere kabul ettirdiği hukuktur. Ezilenlerin açısından olumlu bir şeyler olmuşsa bu hep bedel ödeyerek oluşmuştur. Bunlar egemenler tarafından takdir edilen kazanımlar değildir. Ben bir avukat olarak bu hakları korumak ve gelişen toplumsal mücadelenin parçası olarak daha da ileri götürmek olarak görüyorum. Bu yüzden avukatlığı çok yüksek bir yere koymuyorum. Hukukçuluğun yeri de diğer mesleklerin yanı. Böylesi bir bileşimin parçası olarak elimizden geldiği kadar hakların korunması ve ileri götürülmesinde çalışmak olarak görüyorum. Almanya’da hukukçu olarak çalışıyorum. Ağırlıklı olarak politik davalarda avukatlık yapıyoruz. Almanya'da şuan tutuklu avukat yok ama toplumsal mücadelenin bir bileşeni olarak onurlu ve namuslu bir şekilde mesleğini yürüten avukatlara saldırılar olmaktadır. Özellikle siyasi davalardan örnek vereceğim. Düsseldorf davası ve 129a ve b maddesinden açılan siyasi davalar müvekkillerimize yapılan hak ihlalleri ve saldırıları bize de yapılmıştır. Müvekkillerimiz tutuklandıkları andan itibaren egemenler tarafından düşman olarak görüldüğü için normal bir vatandaşın haklarından mahrum bırakılırlar. Hakları elinden alınmaya çalışılır. Biz savunucular da onların düşmanlarını savunan binevi düşmanları olarak görülürüz. Ama Türkiye veya Filipinler’deki toplumlardaki gibi değil burjuva demokrasinin ahlâkî çerçevesi içinde yapılır. Mesela müvekkillerimiz izole edilir biz ise cam bölmeler arkasından görüşürüz. Bunun sebebi bu siyasi bir dava. Tutuklu olan tutsak dışarıda hala var olan sözüm ona bir terör örgütünün üyesidir. Ve iletişimi sözde biz sağlarız. Hiçbir sebep yokken kafadan davaya böyle başlanılır."

"Bitirirken duvarlarda gördüğümüz çok daha ağır bedeller ödemiş meslektaşların önünde saygı ile eğiliyorum." dedi

 

Yener Sözen'in ardından sözü Türkiye'den Halkın Hukuk Bürosu avukatı Naim Eminoğlu sözü aldı.

Naim Eminoğlu;

"Avukatlık mesleği her zaman tarihte diktatörlerin korktuğu ve yapılmasını istemediği bir meslek. Biz de nasibimizi alıyoruz. Kısaca soruşturma dosyasını anlatmak istiyorum. Dosya yok. 6 Şubat’ta bir eylem gerçekleşti. Biz de duruşmalarımız nedeniyle Çağlayan'daydık. Eylemden birkaç saat sonra ise HHB basıldı. O an büroda bulunan herkes gözaltına alındı. Büronun basıldığı saatte mesai saatleriydi. Hukuka aykırı bir şekilde yapıldı. Sonra soruşturma dosyasında ne olduğunu emniyette almak istedik. Anladık ki hiçbir şey yok ellerinde. Önce örgüt üyeliği ile suçlandılar. Ardından ise bu dosya eylemden siz sorumlusunuza döndü. Ellerinde ise hiçbir kanıt yok. Önceden bir dijital delil uydurmaya çalışırlardı. Şimdi ise hiçbir şey yok. Savcılık bize sizin haberiniz vardır eylemden dedi. Biz ise o saatte eylemden haberimiz olsa neden adliyede olalım"

"Bundan 20 yıl önce olsa şuan ki dosya idam dosyasıydı. Türkiye'de çokça avukatı katlettiler. Şimdi de ağırlaştırılmış müebbet vererek avukatlarımızı katletmeye çalışıyorlar. Sizin önceden avukatlığını yaptığımız bir müvekkilimiz siz sorumlusunuz deniyor. Bu çok büyük bir tehlike. İstanbul Barosu ise hiçbir şey yapmadı. Hatta İstanbul Barosunun gönderdiği avukat polis ile çalıştı. Şimdi de 3 avukatımız tutuklu. Biz bunun emperyalizmin hukuk politikalarından bağımsız olduğunu düşünmüyoruz. Bunlar tüm dünyada yapılan saldırıların bir ayağı. Şu an duruşma dosyasını anlatayım. 'Büro baskınında biz dijital deliller elde ettik. Bunları incelemedik. O yüzden tutukladık' dediler. Ama o dijital delillerin içinde de dilekçelerimiz var. Hala incelemediler. Sanık sayısı çok fazla. Bu yüzden hala incelenmesi. Dünyanın her yerinde sorunlar oluyor. Haberimiz olmada da bu sorunlar aynı oluyor. Emperyalizmin hukuk politikası her yerde saldırmaya devam ediyor. Buradan Ebru ve Fuat abiyi anıyoruz. Aynı zamanda dün Sincan'da görüşteydik. Oradan da Didem ile Seda'nın selamını getirdim. Teşekkürler." dedi.

 

Naim Eminoğlu'ndan sonra Filistinli avukat Fouad Baker konuşmaya başladı.

Fouad Baker;

" Ebru Timtik'in açlık grevi Gazze'de ki halkın açlığı gibi, Filistinli tutsakların açlık grevi gibi adalet ve adil yargılanma içindi. 2200 'den fazla katliam girişimi ile 35.000'den fazla insan katledildi. El-aksa çatışması bize siyonist devletin temellerini yerinden sarsacağımızı gösteriyor. Bu eylem emperyalizme karşı bir eylemdir. Bugün Filistinliler aç bırakma politikası ile karşı karşıya. Gazze halkına çok zorlu bir yaşam göstererek yerinden etmeye çalışıyorlar. Uyguladıkları bu aç bırakma ve kuşatma politikası daha da yoğunlaşmıştır. Hiçbir kanıt olmadan birçok Filistinli tutsak edildi." dedi

Filistinli avukat Fouad Baker'in konuşmasından sonra Aytaç Ünsal'ın mesajı okundu.

Aytaç Ünsal;

" Değerli meslektaşlarım merhaba. Mussolini "Avukat olmasaydı İtalya'yı daha iyi yönetirdim." Diyordu. Halkın avukatları her yerde faşizme karşı mücadele etti. Avukat böyle direnmez diyorlar. Biz halkı ve hakkı savunmanın hiçbir statüye sığmayacağına biliyoruz. Bugün adalet sadece dilekçelerle, mahkeme kürsülerinde değil her türlü bedeni ödeyerek kazanılır. Hiçbir güç adalet mücadelemizi durduramayacak. Halkın avukatları tüm dünyadaki egemenlere karşı halkı savunmaya devam edecektir. Hepinizi çok seviyorum. Sizi bu soğuk hapishane hücrelerini ısıtan sevgimizle sımsıkı kucaklıyorum. " dedi

 

Aytaç Ünsal'in mektubundan sonra Fransa Paris Barosundan Etienne Lesage aldı.

Etienne Lesage:

" Ben Ebru için buradayım. Biz normalde siyasette değiliz ama ister istemez konu siyasete geliyor. Siz Türkiye'de tüm ezilenler için mücadele ediyorsunuz. Ve siyasetin içindesiniz. Biz bunu kesinlikle onaylıyoruz. Ben hep ceza avukatlığı yaptım. Özellikle çocuk suçları konusunda bilgiliyimdir. Suça itilmiş gençler desek daha doğru. Her zaman daha kırılganların ve kendi hakları için mücadele edenlerin yanında durdum. Şimdi avukatları savunuyorum. Avukatlardan bahsedince avukatların savunulması gerektiği bilinmez. Tehlikeli altındaki avukatları savunmak için gittiğim ilk dava İstanbul'daydı. ÇHD, ÖHD, HHB sizin karşınıza sayısız dava çıkarıldı. Bir gösteriye katıldıkları için sayısız dava açıldı onlara. Sırf doğuya gittiği için davalar açılıyordu. Bazı şehirlere girmek bile yasak. Ama bizim davamız öyle bir dava değildi. İstanbul Barosu başkanı yargılanıyordu. Kendisine bir iddianame hazırlanmıştı. Kendisi 'Avukatın istediğini savunur. Müvekkilini savunması sonucu onunla özleştirilmesi doğru değildir.' diyordu."

"Ebru ne zaman aklıma gelse duygulanırım. Kendisinin fotoğrafı Paris'te de var. Kendisi ile sayısız kere bir araya geldi. Sizler gibi o da çok cesurdu. Çok özel biriydi." dedi.

 

Fransa Paris Barosundan Etienne Lesage'den sonra Selçuk Kozağaçlı'nın sunumunu Günay Dağ okudu.

Selçuk Kozağaçlı;

"Sizlerle birlikte olmayı çok isterdim. Ama o günlerin geleceklerini de biliyorum. Bu sunum savunmamızın son kısmını içeriyor. Adalet istiyoruz. Hukukun eşitliği faydasız kaldığından davacı olarak isimleri bulunmayanların avukatlardayız. Bizim şansızlığımız ise aynı zamanda davalı da oluşumuş. Adalet istiyoruz. Bu anlamda adalet muazzam bir taleptir. Talebin devasa büyüklüğü 0'ın sonsuzluğu ile çarpılıyor gibi. 0 ile neyi çarparsan çarp yine yetmezmiş gibi. Çatışmalardan çıkan kişilerin savunmalarını yaptım. Ama her yıl düzenli polisten yediğimiz dayak sayılmazsa hiçbir şiddet gösterisi yapmadım. Dolayısıyla bize yöneltilecek ne hukuki ne de vicdanı birşey kaldı ellerinde. Soma'dan Cizre'ye katledilenlerin yakınları yargılayanlara 'Allah'tan korkunuz yok mu' dedikçe neden cevap veremediğiniz bellidir. 2013'de bunu çok sade ifade etmişiz. Hukuk diye helvadan put yapmışsınız acıktıkça yiyorsunuz. "

"Lenin'in de dediği gibi 'insanların ayakları ile oy vermeleri elleri ile oy vermelerinden iyidir'. Yani çözüm seçim değil devrimdir."

"Ben devrimci avukatım. Bu mesleği yıllardır heyecanla yaptım. Yapmaya da devam edeceğim. Tüm sempozyum katılımcılarını sevgi ile selamlıyorum. Biz Kazanacağız" dedi.

 

Selçuk Kozağaçlı'nın mesajı okunduktan sonra Türkiye'den avukat Oğuzhan Topalkaya online olarak katıldı.

" Mahkeme dijital delillerle hüküm kuruldu. Dijital delil dediklerinin içinden çizgi roman , film gibi çeyler çıktı. Boş, sahteliği ispatlanmış delillerle Selçuk, Barkın ve Oya için hüküm vermek istiyor. Aslında çoktan çıkmaları gerekirken 7 yıldır tutsaklar. Dijital delil meselesi böyle."

 

Oğuzhan Topalkaya'nın konuşmasından sonra 1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu'nun oturumları sonlandırıldı.

 

Günün geri kalanında ise avukatlar workshop çalışması için başka bir odaya geçtiler.



















[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.