1 mayıs açıklamalar adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya bağcılar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa belçika belgesel beşiktaş beykoz boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri çağlayan çanakkale çayan çayan mahallesi çekmece çerkezköy dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler FOSEM Fransa galatasaray gazi Gebze gençlik gerilla giresun gözaltı grup yorum gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet Hacıahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda Isparta idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere İngiltere istanbul isveç isviçre İsviçre işçi meclisi italya izmir kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kınık kıraç kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba küçükçekmece kültür sanat kütahya lubnan malatya maltepe Maraş mardin Mektuplarımızla Tecriti Kıralım mersin muğla Muharrem Karataş munzur nurtepe okmeydanı ortaköy ömürtepe örnektepe piknik Polonya radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma Sevgi Erdoğan Vefa Evi siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler şiir şiirler şişli taksim tavır dergisi TAYAD tekirdağ tiyatro Tokat trabzon tuzla türkiye UTMP videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi Zürich

Alman Faşist 129 Yasalarına Karşı Direnen Direnişçilerin Zafer Açıklamasını Yayınlıyoruz

BASINA VE KAMUOYUNA

DİRENE DİRENE KAZANDIK!

FAŞİST 129 YASALARINI TEŞHİR ETMEYE VE BU YOLDA BAŞLATTIĞIMIZ MÜCADELEMİZİ HALKIMIZLA BİRLİKTE BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEĞİZ!

24 Ocak 2023 tarihinde Almanya süresiz açlık grevi direnişçilerinin çağrısı üzerine Düsseldorf Yüksek Eyalet Mahkemesi önünde bir basın açıklaması düzenlendi. Yapılan basın açıklamasında direnişin bugüne kadarki süreci, kazanımları ve direniş komitesinin yaptıkları açıklanarak süresiz açlık grevi direnişçilerinden Eda Deniz Haydaroğlu, Ilgın Güler, Sevil Sevimli süresiz açlık grevine ara verdiklerini duyurdular.

ALMANYA 3 DEVRİMCİYİ TUTUKLAYARAK BİZİ SİNDİREBİLECEĞİNİ VE BOYUN EĞDİREBİLECEĞİNİ SANDI ANCAK DİRENİŞ TÜM BU ÇABALARINI BOŞA ÇIKARTMIŞTIR!

Almanya geçtiğimiz 2022 yılının mayıs ayında düzenlediği operasyonlarla 3 devrimciyi Devrimci gazeteci Özgül Emre, Grup Yorum Emekçisi İhsan Cibelik’i ve Anti-Faşist Serkan Küpeli’yi tutuklayarak Avrupa’da yaşayan halklarımıza “Benim dediğim ve benim istediğim ölçülerde hareket edecek, benim dediğim şekilde yaşayacak ve yine benim dediğim şekilde solculuk yapacaksın! Yoksa benim kanlı ellerimi kuruttuğum 129 yasalarım var! Bak bunları sana da uygulamaktan hiç çekinmem” demiştir. İlk anından itibaren başlayan Faşist 129 yasaları kaldırılsın kampanyamız gün gün büyüyerek direnme şekli ve biçimi değişmiş kendisini sürekli ileriye taşıyan ve sürekli olarak kazandığımız irili ufaklı bir çok zaferle birlikte kendi yolunu çizmiştir.

Kampanyamızda bugüne kadar soğuk-kar-kış-boran demeden;

10 000’lerce bildiri dağıtıldı, binlerce stiker yapıştırıldı, binlerce afiş yapıldı, 500 milletvekiline mektup, mail gönderildi, dünyadaki komünist partilerine 29 tane mektup gönderildi. Yeri geldi Berlin’de 250 kişi olduk yürüdük, yeri geldi 3 kıtada 1400 kişi ile destek açlık grevleri yapıldı. 100 000’lerce Twit atıldı, Alman solu tarafından 13 tane destek eylem düzenlendi, açlık grevine destek için destek açlık grevi yapanlar oldu.

Yaptıklarımızla direnişimizi duymayan, 129 yasasına karşı mücadelemizi bilmeyen kalmadı.

ZAFER KAZANMAK DİRENMENİN, DİRENİŞ İSE ZAFERİ KAZANMANIN GARANTİSİDİR!

Yenilmeyen tek komutan direniştir! Tarih direnenleri zalimin karşısında boyun eğmeyenleri, egemenler karşısında teslim olmayıp mücadelesini büyütenleri yazmıştır. Tarihsel ve siyasal haklılığımız bizlere direnmenin tek yol olduğunu, direnmekten ve boyun eğmemekten başka hiçbir yolun olmadığını göstermiştir.

EZİLEN HALKLAR TARİHLER BOYU DİRENMİŞLERDİR DÜNYA HALKLARININ DİRENME TARİHİNDEN YOLA ÇIKARAK DİRENDİK!

Faşist 129 yasalarına karşı Avrupa’nın en uzun soluklu açlık grevi yapılarak Avrupa halklarına direnmeyi hatırlattık. Süresiz açlık grevi dünya halklarının direnişlerle dolu tarihine yeni bir halka daha ekleyerek emperyalizmin tüm yasal zorbalıklarına karşı her şekilde direnilebileceğini ve uğrunda gün gün, hücre hücre erinebilineceğini ve tam 313 gün boyunca açlık grevi yapılabileceğini gösterdik.

 

DİRENME HAKKI EN DOĞAL HAKTIR! DÜNYA ÜZERİNDEKİ HİÇ BİR YASA DİRENME HAKKINI GASP EDEMEZ!

Direnişimizle birlikte dünya üzerindeki tüm hakların anası olan “Direnme hakkı”nı kullandık. Alman Emperyalizminin bizleri teslim alma, kimliksizleştirme ve değerlerimizi yok etme saldırısına karşı sokakta, Adalet Bakanlığının önünde Alman Emperyalizminin 3 yoldaşımız, arkadaşımız üzerinden bizlere dayattığı teslim olma politikalarını kabul etmedik direnme hakkımız için direndik, çocuklarımıza özgür bir gelecek bırakabilmek için direndik, direniyoruz ve direnmeye devam edeceğiz!

Emperyalizm veya emperyalist herhangi bir ülke hiçbir haksızlık karşısında direnmemizin önüne geçemez ve direnme hakkımızı elimizden alamaz!

DİRENİŞİMİZ DEVAM EDİYOR! HALKIMIZI DİRENİŞİMİZİ DAHADA BÜYÜTMEYE VE YENİ ZAFERLER KAZANMAYA ÇAĞIRIYORUZ!

Süresiz açlık grevi direnişimizin halklaşması ile birlikte ailelerimiz ve insanlarımızda direnişi sahiplendiler direnişçilerimizle birlikte gece gündüz çalıştılar. Yeri geldi eylemlerimize katıldılar, yeri geldi nöbetlerimizi tuttular, yeri geldi açlıklarını açlığımıza katarak 1 günlük 10 günlük 15 günlük 30 günlük destek açlık grevleri yaptılar. Direnişimizi Avrupa’da yaygınlaştırarak Emperyalist Almanyanın konsoloslukları önünde nöbetler yapıldı. Bu süreçte hiç kuşkusuz ailelerimizin önemi ve desteği büyüktür.

Bugün ise ailelerimizde Faşist 129 yasaları kaldırılsın komitesini halklaştırarak direnişe bizzat katılacaklarını ve açlık grevleri yapacaklarını söylediler. Bunun üzerine Süresiz Açlık grevi direnişçilerinden Eda Deniz Haydaroğlu, Ilgın Güler ve Sevil Sevimli direnişlerini halka devrederek direnişlerine ara veriyorlar.

FAŞİST 129 YASALARINA KARŞI DİRENİŞİMİZ AİLELERİMİZLE VE LENA AÇIKGÖZ İLE DEVAM EDİYOR!

Bir yandan direnişlerine ara veren 3 arkadaşımız direnişi ailelere devrederken diğer yandan Süresiz Açlık grevi direnişçilerinden LENA AÇIKGÖZ süresiz açlık grevi direnişine devam ediyor. Lena Açıkgöz bugün 198’inci gününde.

Lena Açıkgöz ve direnişi devralan ailelerimizle birlikte direnişimizi daha da büyütecek ve kurumsallaşacağız.

LMAN EMPERYALİZMİ İSTEDİĞİ HİÇBİR SONUCA ULAŞAMAYACAK!

YILLARCA BİZİ TECRİT HÜCRELERİNDE YATIRSADA TESLİM ALAMAYACAK!

BİZ KURUMLARIMIZLA BİRLİKTE DİRENİŞİMİZİDE MÜCADELEMİZİDE BÜYÜTECEĞİZ!

Direnişimizin bugün geldiği noktada halklaşmasıyla birlikte “Temel Haklar” derneğimizi kuracağız, ve yeni kurumlarımızla birlikte mücadelemizi daha da halklaştıracak ve büyüteceğiz!

Halkımız bugün direnişimiz halen devam etmektedir.

BUNUN İÇİN TÜM HALKIMIZI DİRENİŞİMİZİ DAHADA BÜYÜTMEYE VE YENİ ZAFERLER KAZANMAYA ÇAĞIRIYORUZ!

BİRLİK OLALIM!

ÖRGÜTLENELİM!

 

MÜCADELE EDELİM!

KAZANALIM!

FAŞİST 129 YASALARI KALDIRILSIN KOMİTESİ

DİRENİŞÇİLERİMİZİN YAPTIĞI BASIN AÇIKLAMASININ METNİ:

AVRUPA TARİHİNİN EN UZUN SOLUKLU DİRENİŞİNDEN SELAM OLSUN!

DİRENMEK ZAFERİN GARANTİSİDİR!

1- DİRENME HAKKIMIZI KULLANDIK

Direnme hakkı hakların tüm hakların anasıdır tüm hakların kaynağıdır bu nedenle direnme kararı aldık.

Direnme hakkı!... Direnme hakkı yasalarla verilmez...

Yasalar, direnme hakkını sadece tanır…

Ya da tanımaz…

Direnme hakkı vardır ve direnme hakkı da doğadan gelir...

Canlı-cansız, yeryüzünde gördüğümüz her şey direnebilenlerdir, direnemeyenler çoktan gittiler…

Tüm canlı cansız varlıkların bir direnci vardır... etkiye tepki ile karşılık verirler.

Masa kenarındaki kedi yavrusunu ittir, henüz hiç düşmediği ve düşmenin ne olduğunu bilmediği halde direnir…

Oltaya gelen balığın çırpınışı, direnmesindendir…

Ağaçların her rüzgar eğdiğinde doğrulmaları, yaradılışlarına konulmuş direnme hakkıdır…

“Odun” de istersen…

Taş direnir…

Taş…

Toz-toprak; direnemeyen taşın un-ufak halidir…

Kendi bedenine bak:

Ateşte çekilen el…

Işıkta kısılan göz…

İğneyle irkilen beden…

İstersen nefesini tut; oksijen isteyen beyninin direnme hakkını göreceksin…

Demek istediğimiz; direnme hakkı demokrasinin, yasaların, devletlerin, parlamentoların, sosyal düzenlerin verdiği ya da aldığı bir hak değildir…

Kedi yavrusundan ağaca kadar vardır…

Direneceksin…

Yuvanı yıktıklarında…

Çocuklarını elinden aldıklarında…

Ekmeğini çaldıklarında…

Sesini kıstıklarında…

Yeryüzünün; özgür, başı dik, çağdaş, gelişmiş, uygar, mutlu ve güvende bir bireyi olmana izin vermediklerinde…

Direneceksin…

Adaletsizliklere direneceksin…

Tuzaklara direneceksin…

Yalanlara direneceksin…

Sahtekarlıklara direneceksin…

Elinden değerlerini aldıklarında direneceksin…

Zulme direneceksin…

Yarasa gibi aydınlığa direnmek yerine… Hiç olmasa; bir ağaç, bir taş, bir kedi yavrusu kadar, var olmak için direneceksin…

Direnme hakkı “var olma” hakkıdır…

Dünya halkların direnme hakkını kurtuluş umudunu yok etmeyi amaçlayan politikalara teslim olmayacağız.

Bağımsızlık demokrasi sosyalizm düşüncemizden vazgeçmeyeceğiz.

Devrim ve sosyalizm umudunun yok edilmesi halkların çaresizleştirilmesidir buna izin vermeyeceğiz. Bunu abartılı bulanlar tarih önünde yeniktir.

Zulmün olduğu yerde direnişte vardır var olacaktır. Direnişin nedeni zulümdür. İlk kurşunu sıkanlar her zaman egemenler olmuştur. Tarih bize direnenlerin mutlaka kazandğını göstermiştir.

Tarihimizden öğrendik ki sadece direnme kararı alanlar kazanabilir o yüzden direniyoruz ..

2- Biz Kimiz? Halk Çocuklarıyız, soyumuzu sopumuzu çok iyi biliyoruz. Örgütlü bir halk asla yenilmez diyoruz

İNSANLIK TARİHİ HIZIR PAŞALARI'DA, HİTLERİ DE GÖRDÜ. AMA PİRSULTANLARI MAHİRLERİ, ZOYA'LARI, SABO'NUN KIZLARINI GÖRDÜ!

HİTLER FAŞİZMİNİ DE GÖRDÜ, SSCB'Yİ DE GÖRDÜ!

TARİH BİZE 30 MİLYON ŞEHİT VEREREK DÜNYA FAŞİZM'DEN NASIL KURTULUR GÖSTERDİ!

Sovyetler Birliği yani bizim gibi direnme kararı alanlar nasıl kazanılır bize öğretti!

NASIL GÜZEL EŞİT ADALETLİ BİR DÜNYA KURULUR GÖSTERDİ! BİZ BİLİYORUZ BU YOLU, AVUCUMUZUN İÇİ GİBİ BİLİYORUZ!

 

Her şey sınıfsaldır hukuk da sınıfsaldır onlar kendi sınıfını yani burjuvaziyi korumak için ömrünü uzatmak için varlar. Hâkim Bachler, Başsavcı Peter Frank, Savcı Setton, Adalet Bakanı Buschmann ve bütün bu zulmün temsilcileri. Onların soyları sopları belli beslendikleri ideoloji belli. Onlar Hitler döneminden kalan halkı teslim almak için çıkarılan yasaların temsilcileri.

Hukuk nedir…egemenlerin haksız isteklerini kurala bağlayarak haklı gösterir.

Daha açık söylemek gerekirse, hukuk, egemenin haksızlıklarını haklı göstermek aracıdır.

Ama biz ne diyoruz.

Bizim "hak" dediğimize Alman devleti "suç" diyor.

Tatil yapmak haktır

Nişanlanmak haktır

Cenazeye katılmak haktır

Ama alman devleti diyor ki hayır bunlar suç…

3- Peki bizi açlığın koynunda yaklaşık bir yıldır direndiren direnme kararı aldıran süreç neydi?

ALMAN EMPERYALİZMİ NEDEN 3 DEVRİMCİYİ TUTUKLADI!

İKİ DÜNYA SAVAŞI ÇIKARAN 52 MİLYON İNSANI KATLEDEN 1200 TOPLAMA KAMPI KURAN ALMAN EMPERYALİZMİ DEVRİMCİLERİ TUTUKLAYARAK NEYİ AMAÇLADI?

Dört kuşaktır Almanya'da yaşıyoruz. Almanya'da yaşayan Türkiyeliler'in sayısı ise 3.5 milyon. Dördüncü kuşak çocuklarımız daha büyüyorlar.

Birinci kuşaktan dörndüncü kuşağa kadar tek bir gerçek var. Emek, alınteri ve karşılığında ise sömürü ve yozlaşma. Bize dört kuşaktır alman devletinin sunduğu sömürü, yozlaştırma ve ırkçılık.

İlk gelen kuşak halkımız buraya gelirken geri dönme umudu ile geldi ve işte geldiğimiz sonuç dördüncü kuşak. Kendi anadilini dahi konuşamayan çocuklarımız. Nereye ait olduğunu bilmeyen kimlik bunalımı içinde olan geleceksiz bir gençlik.

Alınterimizi akıttığımız savaş sonrası kalkındırdığımız Almanya biz baş kaldırmayalım diye bize reva gördüğü ise ırkçılık. Irkçı politikaları ile hem göçmenleri korkutmak sindirmek hem de alman halkının tepkilerini kendine değil göçmenlere yöneltmek için ihtiyaç duydu.

Ve yozlaşma işte korkutmak ezmek baskı altına almak yetmez emperyalistlere onların beyinlerini ele geçirmek ister. Kimyasal silah gibidir yozlaşma silahı. Uyuşturucu, kumar, oyun bağımlılıkları ile gençlerimizi geçmişimizi yok etmeye çalışıyorlar.

Yozlaşma silahının en büyük nedeni ise tarih bilincinden halkları uzaklaştırmak içindir. Tarih bilincine sahip olmayan bir halkı yok etmek çok kolaydır. Tarih bilincine sahip bir halk aynı zamanda hak alma bilincine de sahiptir işte bunun için yozlaştırır beyinlerini işgal eder.

Emperyalizmde bunu yaptı yapmaya devam ediyor.

İşte bu politikalarının karşısında duran biz devrimciler onlar için en büyük tehlikeyiz..

 

SÖMÜRÜ, IRKÇI, YOZLAŞTIRMA POLİTİKLARININ ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL HALKIN ÖNCÜLERİ DEVRİMCİLERDİR! İŞTE BU YÜZDEN ALMAN DEVLETİ DEVRİMCİLERİ YOK EDİLMESİ GEREKEN DÜŞMANLAR OLARAK İLAN ETTİ!

BU POLİTİKALARINIZ KARŞISINDA OLAN DEVRİMCİ GAZETECİ ÖZGÜL EMRE, GRUP YORUM EMEKCİSİ İHSAN CİBELİK, ANTİ FAŞİST SERKAN KÜPELİ TUTUKLANDI!

Yine diğer büyük bir tehlike ise bizim ülkemizin özgürleşmesi.

Emperyalistler özgür ve bağımsız bir Türkiye'yi kendi önlerinde büyük bir engel olarak görüyorlar. Çünkü 8 bin şirketi ile Türkiye’yi sömürmesinin önünde çok büyük bir engel devrimciler. Demokratik bir Türkiye onlar için bir tehlike. O yüzden de Türkiye'nin binlerce işkence katliamlarına rağmen hala Almanya mahkemelerinde Türkiye devleti faşist olarak değerlendirilmiyor. Nedeni ise Faşizm var ise silahlı mücadele dahil her türlü direniş hak olması. Bunu Alman Anayasası da güvence altına alıyor hukukunda. Ama işte kendisinin yanında olunca demokrat oluyorsun karşısında olursan "terörist" .. İşte faşist Ukrayna da onlar için demokrasi temsilcisi .. Çünkü çıkarlarına hizmet ediyor aynı şekilde Türkiye’deki faşist devlet de ..

İşte bu 8 bin kişilik sömürü şirketleri onların can simidi. Emperyalistlere giden kan paradır kardır. Kar nasıl elde edilir çok daha fazla göz yaşı ve zulüm ile eşitsizlik ile. İşte o karları için yapamayacakları şey yoktur. Bu karları gereği de Türkiye faşizmi ile zaman zaman somut anlaşmalar yapılır yapılıyor. Bunu çok açık bir şekilde Düsseldorf OLG mahkemesinde BKA polisi Seifner ifade etti. Türkiye’deki işkencecilikte tescilli emniyet birimleri ile nasıl görüştükleri ve anlaşmalar yaptıklarını. Başsavcı Peter Frank Tayyip Erdoğan ile görüştü. Bu aslında onların tabiriyle skandal bir görüşmedir ama çıkarları söz konusu olduğunda bütün burjuva hukuk kuralları da yerle bir edilebilir. Bir başsavcının başka bir ülkenin cumhurbaşkanı ile ne işi olabilir değil mi? Çıkarları ortak olunca oluyor tabi ki.

Yani 3 devrimciyi tutuklama nedenlerinin ikincisi ise Türkiye faşizmi ile alman emperyalizmi arasındaki işbirliğidir, al gülüm ver gülüm ..

4- ALMAN EMPERYALİZMİ ANTİ-TERÖR YASALARINA NEDEN BAŞVURUYOR? MEVCUT ANAYASASINDA BULUNAN YASA MADDALERİ SUÇLARI YARGILAMAYA YETMİYOR MU?

129/A-B MADDESİNE NEDEN GEREK DUYUYOR?

Yukarıda belirttiğimiz gibi politikalarının önünde engel olarak gördüğü devrimcileri almanya emperyalizmi "terör" demagojisi ile tutukluyor.

Almanya'da devrimciler iki bin yılından bu yana 129 a ve b yasası kapsamında tutuklanıyor.

2008 yılından bugüne ise Alman ceza hukukunda yer alan 129/B maddesi gerekçe gösterilerek tutuklanıyor. 129/B maddesi "yabancı bir ülkede bulunan terör örgütüne üye olmak" ..

Türkiyeli 3 antifaşist devrimci de bu gerekçe ile 16 Mayıs 2022 de haksız bir şekilde tutuklandı ..

Gerekçe; Terör örgütü üyesi ve yöneticisi olmak!

Tabi ki mevcut Anayasasındaki maddeler suçları yargılamaya yetiyor. Alman Anayasasında bulunan maddeler eğer ortada gerçekten bir suç varsa yetiyor. Ama sorunda tam da burada başlıyor ortada bir suç yok. Ortada demokratik hakların Alman anayasasının da ve bütün evrensel yasaların verdiği haklar çevresinde yapılan eylemler, söylemler konuşmalar var. Ortada burjuva hukukuna göre tek bir suç yok. İşte olmadığı için bu yasaya gerek duyuyorlar.

Peki Neden 129 yasasına gerek duyuyor?

 

Çünkü biz demokratik haklarımızı kullanıyoruz, işte bunları kullanmamızı istemiyorlar. Bize vermedikleri hakları yine başka bir yasa ile elimizden almaya çalışıyorlar. Mevcut yasalara göre yapılan bir suç yok o zaman bir madde türettiler 129/b Amerika’nın terör listeleri bunlar. 11 Eylül sonrası bütün dünyaya Amerika’nın emri ile verilen anti terör yasaları. Alman devleti de artık onların kulu kölesi olduğu için ne derlerse emirlerine amadeler ..

Alman emperyalizminin suçlarını burada bugün tek tek saymayacağız. Çünkü saymakla bitmez .. Ama şunu söyleyelim alman emperyalizmi suç işlemeye devam ediyor. Hitler faşizminden hiçbir ders çıkarmamış olduğu kesin. Şu anki demokrasi maskeleri ise halkları daha iyi sömürebilmek içindir. Ama artık ona da gerek duymuyorlar. Şu an gelinen noktada Almanya'da ırkçı parti AFD ikinci parti durumundadır. Polisler açık açık her gün bir suç işlemekte insanları yargısız infaz etmekte ve tek bir ceza almamaktır. Bu gidişatı biz çok iyi biliyoruz. Geçmişinden ders çıkarmayan Alman emperyalizmi bugün devrimcileri tutuklayarak gösteriyor.

Almanya 52 milyon insanının katilidir. 1200 toplama kampını kurup insanları gaz odalarında diri diri yakandır. İşte bu gerçekleri halka taşıyan devrimciler onlar için büyük tehlike. Çünkü Alman emperyalizmi şu an ayakta bir yandan yasal zorbalık ile dururken bir yandan da sömürü ile duruyor.

Çünkü tekrar kazanmamızdan korkuyorlar;

Çünkü bizler, ezilen, sömürülen, en ağır koşullarda çalışmaya ve en kötü koşullarda yaşamaya mahkum edilen halklar 18 Mayıs 1871 Fransa Paris’te dünyanın ilk proleter devletini-PARİS KOMÜNÜ’NÜ kurduk. Bu devlet sadece 72 gün yaşayabildi. Ama bu bile burjuvaziye büyük bir korku salmaya yetti. Paris Komünü ile ezilenler ilk defa iktidarı ele geçirdiler, ilk defa temel hak ve özgürlüklerini kazandılar.

İşte o günden beri burjuvazi iktidarı bir daha halka kaptırmamak için her türlü saldırı, işkence, katliamı uyguluyor. Ardından ise Sovyetler Birliği kuruldu.

İşte en büyük korkuları bu. Terör ise işin demagojisi ..

129 a/b terör yasaları;

1-Haklar ve özgürlükler mücadelesini yok etmek için çıkartılıyor.

2-Dünya haklarının direnme hakkını elinden almak için çıkartılıyor.

3- Sınıf bilincini, tarih bilincini ve örgüt bilincini unutturmak için çıkartılıyor.

Bizim ise görmemiz gereken şudur; Emperyalistler direnme hakkına sahip hak alma bilinci ile kuşanmış bir halkı asla yenemezler teslim alamazlar. Bu yüzden bu yasalara ihtiyaç duyarlar. Ama işte meşruluk sorunları vardır, meşruluk sorunlarını ise yasaları ile gölgelemeye çalışırlar. Yine başka bir deyişle yasaları onların kanlı ellerini kuruttukları havlu görevine sahiptir.

BURJUVA HUKUKU, EGEMENİN HAKSIZLIKLARINI HUKUK, EGEMENİN HAKSIZLIKLARINI HAKLI GÖSTERME ARACIDIR. HAKLI GÖSTERME ARACIDIR.

KANLI ELLERİNİ KURUTTUKLARI BİRER HAVLUDAN İBARETTİR!

5- EMPERYALİZMİN MEŞRULUK SORUNU VARDIR BU MEŞRULUK SORUNUNU İSE YASALARI İLE KAPATMAK İSTER! YASALAR İLE MEŞRULĞUNU KURMAYA ÇALIŞIR!

 

İŞTE BİZİM İSE ONLARIN GERÇEK YÜZLERİNİ ORTAYA ÇIKARMAK İÇİN TARİH BİLİNCİNDEN ALDIĞIMIZ GÜÇ VE ÖĞRENDİKLERİMİZLE DİRENME HAKKIMIZ VAR!

BÜTÜN BUNLARI YERLE BİR EDECEK TEK YOL DİRENİŞTİR!

DİRENİŞTEN BAŞKA BİR YOL YOKTUR!

Bizde işte bu bilinçle yola çıktık.

Direnişimizle direnme hakkımızın gücü ile onları teşhir etmeye karar verdik ve açlık grevi kararı aldık.

NEDEN EMPERAYİZMİN MERULUK SORUNU VARDIR..ONCA YASADI VAR GÜÇLÜ DEVLETİ VAR ORDUSU VAR.. MAHKEMELERİ VAR. SAVCÇILARI HAKİMLERİ VAR AMA MEŞDRU DEĞİL..ÇÜNKÜ MEYRU OLMAK İÇİN HUKUKİ OLMAK YETERLİ DEĞİLDİR,

Hukuk Kuralları Meşru mudur? "Meşruluk" Kaynağını Nereden Alırlar?

Hukuka uygun olan meşru mudur?

Meşruluğun ölçütü hukuka uygunluk kesinlikle değildir. Örneğin patronun işçinin emeğini sömürmesi hukuka uygundur, ama bunun meşru olduğunu, burjuvazi dahil, hiç kimse savunamaz. Bu nedenle burjuvazi yasalarına emek sömürüsünü açıkça yazmaz, yasalarını emek sömürüsünü gizleyecek şekilde oluşturur.

İşte bu nedenle devrimcilik suç değildir

Burjuvazi, hukuku kendi yaptığı için, 'hukuka uygun olan her şey meşrudur' diye savunur. Oysa, hukuka uygun olan her şey meşru değildir. Sömürü, hukuka uygundur ama meşru değildir. Oligarşinin infazlarının bir kısmı da kendi hukukuna uygundur ama meşru değildir. Halkı meydanlarda coplaması da kendi hukukuna uydurulmuş olabilir ama bu meşruluğunu getirmez...

Sadece faşizmin olduğu ülkeler açısından değil, burjuva demokratik hukukun geçerli olduğu ülkeler için de “hukuk devleti” olmak, haklılık ve meşruluk değildir.

Meşruluğun ölçütü hukuka uygunluk olabilir mi?

Hayır, olamaz. Bir şeyin hukuka uygun olması onun meşru olduğu anlamına gelmez. Bizim için meşruluğun ölçütü yasallık, hukuka uygunluk değil tarihsel ve siyasal olarak haklılıktır.

Meşruluk, hukuka uygunluk değildir. Meşruluk doğruluk, haklılık, hakka uygunluktur. Meşru olan hukuka uygun olabilir veya olmayabilir. Bu meşruluğu etkilemez. Aynı şekilde hukuka uygun olan da meşru olmayabilir. Hukuka uygun olma onun meşruluğunu sağlamaz. Örneğin patronun işçinin emeğini sömürmesi hukuka uygundur, ama bunun meşru olduğunu, burjuvazi dahil, hiç kimse savunamaz. Bu nedenle burjuvazi yasalarına emek sömürüsünü açıkça yazmaz, yasalarını emek sömürüsünü gizleyecek şekilde oluşturur.

Meşruluğumuzun ölçütünü hukuka uygun olma değil haklı olma; hakka, adalete uygunluk olarak kavramalıyız. Kendimizi yasallıkla sınırlamamalı, adalete uygun olan neyse, meşru olan neyse ona uygun davranmalıyız.

AVRUPA'NIN EN UZUN SOLUKLU DİRENİŞİNİ ÖRGÜTLEDİK, GÜN GÜN ERİYEREK DOĞRULARI HALKLARA TAŞIDIK AÇLIĞIMIZLA HALKIMIZA UMUT OLDUK!

Yaklaşık bir yıldır açlığın koynunda direniyoruz.

 

Bir yıldır gün gün eridik karşınızda. Gün gün adalet diyerek eriyoruz. Beslenmediğimiz sanılmasın besleniyoruz umut ile, haklılığmızla ile. Adalete aç olanlar ancak ve ancak direnişi umut yolu eylerler. Direniş doyurdu bizi yaklaşık bir yıl boyunca. Onunla doyduk onunla bu yolları aştık bugünlere geldik.

EMPERYALİZMİN MEŞRULUK SORUNU VARDIR, MEŞRULUĞUNU İSE YASAL ZORBALIKLARI İLE KURMAYA ÇALIŞIRLAR. İŞTE BİZ BU YASAL ZORBALIĞI DİRENİŞİMİZLE YERLE BİR ETTİK ..

129 AB YASALARINA KARŞI MÜCADELE KOMİTESİNİ VE BİR BİRLİK KURDUK ..

Mahkeme salonlarını açlığımızla rezil ettik. Mahkeme salonlarını açlığımızla özgürleştirdik. Yoldaşlarımızın yüzlerine direnişin mutluğu ve gururu ile baktık.

Mahkeme salonunda bize düşman olarak gören başta Hakim Bachler, Savcı Setton olmak üzere onlara adaletsizlik verdikleri kararlar nedeniyle gün ve gün öfkelendik. Mahkeme salonlarında açık açık Marksizm’i Leninizm’e olan düşmanlığını açık ifade eden bir savcı gördük. Yine açık bir şekilde salonda onları destekleyen terörist olduğunu söyleyen savcı gördük. İhsan Cibilek'in yüzüne gülerek nasıl katlettirmek istediklerini gördük. 16 boyunca bir biyopsi dahi yaptırmayan Federal Savcılık ve Federal Mahkeme gördük. Onlar bizi düşman olarak görüyordu. Ne yaptığımızın önemi yoktu ne düşündüğümüzün önemi vardı. Ve mahkeme salonlarında düşünce yargılandı çünkü ortada tek bir suç yoktu.

Ama tanıyorduk onları biz 200 yıl öncesinden. Tanıyorduk onları biz Nürnberg mahkemelerinden işte o yüzden şaşırmadık. Ama biliyorduk nasıl Nürnberg’de bu haksız kararları nedeniyle yargılandılar bir gün onlarda yargılanacaklar bu adaletsiz kararları nedeniyle.

Biz yolumuza devam ettik direndik direnmeye devam ediyoruz. Hep ileri olanı seçtik hep ileri dedik. Köşeli düşündük. Onlar ne diyorsa tersini düşün. Onların yanlış dediği doğruydu bizim için bu çok netti. Onların kara dediği beyaz. Çünkü onlar için biz düşmandık. Baştan suçlu ilan etti Hakim Bachler tutsaklarımızı suçunuzu kabul edin dedi. Oysa Burjuva hukukunda bu yasaktır, kimse kendini suçlamaya zorlanamaz evrensel bir hukuk ilkesidir bu. Ama Hakim bunu dahi yaptı.

Mahkeme süreci bizim için bir okul oldu, burjuva hukukunu dahi tek tek okuyarak öğrendik. Ve gördük ki bu haklar hiçbirini onlar bize vermedi biz kazandık bu hakları ve şu an üzerlerinde tepiniyorlar bizim olanı bizden almaya çalışıyorlar.

Verfassungschutz ve BKA mahkemenin önüne bir dosya sunmuş ve mahkemede bunu sorgusuzca kabul etme kararı almış. Avukatların sunduğu tek bir dilekçe dahi kabul edilmedi, iddia makamının her dediği eyvallah denilerek kabul edilirken savunmanın hiç bir dediği kabul edilmedi. Timsah gülüşleri ile bizi ve tutsakları kandırmaya çalıştılar mahkeme boyunca.

Mahkeme tutsaklarımızı suçlu göstermeye ve suçluluk psikolojisi yaratmaya çalıştı. Pişmanlık göstermelerini istedi, okudukları iddianamaler ile dinleyicilerde bir korku yaratmak istediler. Ama tam tersi oldu. Bir yandan direnirken bir yandan haklarımızı öğrendik ve halkımız şu kararı aldı biz o zaman niye yaşıyoruz. Çünkü mahkeme salonunda bir çadırın içinde olmak yada dışında olmak farıknı anlatıyordu içindeydi o zaman örgüt üyesi hatta elinde mikrofon vardı kesin önemli birisi. Kamp fotoğraflarından kişi seçtiler tatil kampları örgüt üyeliği kabul edildi. Burjuva hukukunun nasıl yerle bir edildiğini gördük.

Bu süreçte gün gün döşedik yolları .. Adaletsizliği gördük ya bu haklarımıza sahip çıkacaktık yada ölecektik! Yaşamayı seçtik, yaşamaya çünkü onurlu yaşam ilkesi olarak bakanlardandık. Hak alma bilincimiz gelişti .. Hak Alma bilinci onurlu yaşam ilkesidir dedik. Bu ilkemize sadık kaldık ve bunu halkımıza taşıdık. Halktan öğrendiklerimizi yine halkımıza taşıdık. Çünkü halkın bilincini baskı ve terörleri ile korku ile yok ediyor emperyalizm.

Bu süreçte bir yıl boyunca her şeyi çok büyük emek ve fedakârlıkla örgütledik. Almanya da bir haftalık açlık grevi yapanların dahi haber değeri varken bizim bir yıllık direnişimizin haber değeri olmadı. Ama şaşırmadık çünkü Almanya’da basın özgürlüğü vs. bunların birer palavradan ibaret olduğunu biliyorduk. Çünkü gazeteler büyük tekellerin elindedir ve bu tekeler ise bizim direnişimizin örnek olmasını istemezler. Tabii ki bazı yapanlar oldu ama istedikleri için değil artık mecbur kaldıkları için yaptılar.

Ama biz bu sansürü kapı kapı dolaşarak kırdık.

Bu süreçte Berlin’den Duesseldorf’a giden tüm yolları bildirilerimiz, pankartlarımız, eylemlerimiz, afişlerimizle döşedik. Direnişi duymayan kulak, görmeyen göz kalmayacak inancı ile yeri geldi şehir şehir, yeri geldi sokak sokak gezdik.

Yeri geldi 15 kişi emek verdik 10 000 bildiri dağıttık, yeri geldi 250 kişi olduk Berlin’de 129 yasasına karşı yürüdük, yeri geldi 3 kıtada 1400 kişi ile destek açlık grevleri örgütledik.

Berlin’inin soğuk buz gibi sokaklarını ezberledik. Emperyalizm bizi tutuklayarak yalnızlaştırmak, tecrit etmek istiyordu, biz ise çalınmadık kapı bırakmadık. Örgütlerin, Siyasi partilerin, basın organlarının, milletvekillerinin, avukatların kapılarını çala çala etrafımızdaki ağı örgütledik. Almanya’da ki tüm milletvekillerine mektup gönderdik ve dünyada ki 22 komünist partisine mektup gönderdik.

100 000’lerce twit atık, paylaşımlar yaptık. Avrupa’nın ve dünyanın birçok yerinden 100’lerce destek videoları aldık. Almanya genelinde Alman solu tarafından 13 tane destek eylemi yapıldı. 10’larca örgütten destek açıklamaları aldık.

Gece gündüz, eksi derecelere aldırış etmeden Berlin’in göbeğinde Adalet Bakanlığı karşısında nöbet tuttuk. Dünya halklarından insanlar çadırımızda nöbet tutu. Filistinli, Vietnamlı, Arap, Şilili, alman ve daha nice milliyetten insanlar bizi ziyaret etti geceleri çadırda nöbet tutu.

3 tutsağımızın mahkemesine 14 alman örgütü katıldı ve halkımız mahkemelerin başından bu yana mahkeme salonlarını boş bırakmıyor. Mahkemeler devam ediyor ve bugüne kadar 129 yasalarından açılan siyasi davalar arasında en kalabalık mahkeme 3 tutsağımızın yargılandığı mahkeme oldu. Hiç bir davaya bu kadar çok katılım olmamıştı.

 

Burjuva basın yayın organları bizim haberimizi yapmak istemedi biz 14 300 afiş asarak, 100 000’den fazla bildiri dağıtarak sansürü kırdık. Direnişimizi duymayan kalmadı. Sadece Almanya’da 85 pankart astık. 100’den fazla yazılama ile direnişimizi halkın matbaası olan duvarlara nakşettik. 3 tane yürüyüş ile yüzlerce insanı faşist 129 yasalarına karşı birleştirdik.

Ve bu süreçte faşist 129 yasalarına karşı 2 konser örgütledik. 80’e yakın eylem, 1 konser, 3 halk toplantısı, 1 basın açıklaması ve uluslarası bir sempozyum örgütledik.

6- EMPERYALİZM BU OPERASYONLRA VE DAVALAR İLE İKİ AMACI VARDIR!

BİRİNCİSİ ; KORKU YAYMAK

Hapishane korkusu, Oturum haklarının elinden alma korkusu, işinden olma korkusu, alman vatandaşlığına geçememe korkusu, Türkiye’ye gidememe korkusu vs..

 

İKİNİCİSİ; Örgütlenmenin büyümesinin önüne geçmek, durdurmak .. Mevcut örgütlenmeleri dağıtmak ..

İşte biz direnişimizle bu iki amacı yerle bir ettik .. Direniş bunu başardı .. Direniş korkuyu değil meşruluğu büyüttü .. Korkunun önüne onurumuzla mı yaşayacağız yoksa korkularımıza teslim mi olacağız korkusu daha ağır bastı. Çocuklarımızın ölümüne seyircimi kalacağız, yoksa tamam bize de 129 davaları açın mı olacaktı cevap. İşte bunun en büyük cevabını Berlin’de 2 Aralık yürüyüşüne katılanlar verdi .. Yaklaşık 300 kişi eğer bunlar suçsa bizde işliyoruz dedi. Çünkü bize dayatılan onursuz bir yaşamdı.

Bize Grup Yorum türküleri dinlemek dahi yasaklanmak isteniyordu. Peki bunu kabul mu edeceğiz sorusunu sordu herkes kendisine.

Direniş ise herkese şunu öğretti.

BENDE DİRENEBİLİRİM .. BENDE AÇ KALABİLİRİM HAKLARIM İÇİN .. BENDE ÇOCUKLARIMIN GELCEĞİ İÇİN GÜNLERCE AÇLIK İLE DİRENEBİLİRİM .. BENDE BU GENÇLER GİBİ BİNELRCE BİLDİRİ DAĞITABİLİRİM KAPI KAPI DOLAŞABİLİRİM ..

İŞTE ALMAN EMPERYALİZMİ YENİLMİŞTİR!

DİRENİŞ HALKLAŞMIŞTIR ..

129 YASASINA KARŞI DİRENİŞ BASİT BİR YASAYA KARŞI DİRENİŞ DEĞİLDİR! BİZİM NASIL YAŞAYACAĞIMIZIN KARARIDIR BU! DİRENİŞ UZUN SOLUKLU BİR DİRENİŞTİR, BU DİRENİŞİ BAŞTA KENDİ HALKIMIZ OLMAK ÜZERE 3.5 MİLYON TÜRKİYELİYE VE ALMAN HALKINA TAŞIYACAĞIZ!

Paris komününden bu yana kazandığımız hakları elimizden geri alma yasası bu 129 ab yasası .. Yani bizim yaşama nedenimiz olan haklarımız elimizden alınıyor. Yani bize ölün diyorlar.

Bize yaşarken ölümü dayatıyorlar.

Biz ise onların bize seçtiği ölümü değil direnişi ve gerekirse direnerek ölmeyi seçiyoruz.

Aslında 129 yasası bütün bir halkı teslim alma yasasıdır. Örneğin şu an Filistin halkına bu yasa ile saldırıyorlar, yarın bütün Müslümanlara bütün yabancılara, bu yasa ile yarın kim terörist olarak gösterilmeyeceğini bilmiyor.

Kendinden olmayan herkes terörist ilan edilebilir ..

Bundan dolayı bu yasaya karşı mücadele bütün bir halka mal olmalıdır. Bizde bunun mücadelesini vereceğiz. Bütün ezilen halklara bu yasayı anlatacak ve sıranın kendilerine geldiği noktasında bir bilinç yaratma mücadelesidir aynı zamanda açlık grevi direnişimiz.

Bunu yapacağız.

AÇLIK GREVİ DİRENİŞİ HAK ALMA BİLİNCİNİ DE GELİŞTİRMİŞTİR !

ONLAR BÜTÜN KURUMALRI İLE ORGANLAŞMIŞTIR

DİRENİŞ HALKLAŞTI, HALK İSE ÖRGÜTLENMELİDİR, KENDİ ÖRÜTLENMELİRİNİ KURMALIDIR!

Hak alma bilinci onurlu yaşam ilkesidir. O zaman öğreneceğiz haklarımızı öğreneceğiz. Bunlara sahip çıkacağımız kurumlarımızı açacağız.

 

Onların OLG'leri BGH ları varsa bizim de Temel Haklarımızı ve özgürlüklerimize sahip çıktığımız örgütlendiğimiz kurumlarımız olacak.

Direniş bayrağı halkımızdadır.

Zulme uğrayan baskıya uğrayan bütün halkımızı bu kurumumuz çatısı altında örgütleyeceğiz.

Sokak ortasında katledilen halkımızı, diri diri yakılan halkımızı, bilet kontrollerinde katlettiğiniz gençlerimizi, okullarda ırkçılığa maruz kalan gençlerimizi, ırkçı saldırılara uğrayan halkımızı direniş etrafında örgütleyeceğiz

Halkımız;

Herkes açlık grevi yapsın, açlık ordusu ile direnelim. Elinizden alınan bütün haklarınız için açlık grevi yapın.

Geleceğimiz için direneceğiz

Direne direne örgütlenecek ve kazanacağız!

Örgütlü bir halk asla teslim alınamaz!

TAŞA TOHUM EKTİK TAŞ ÇATLADI .. HALKIMIZIN DİRENİŞİ BÜYÜTMESİ VE KURUMSALLAŞMASI İLE FİLİZLENECEK!

KAZANDIĞIMIZ HAKLAR İLE DE ORMANLAŞACAK!

BİZ KAZANACAĞIZ ..

YAŞASIN AÇLIK GREVİ DİRENİŞİMİZ

7- Düzenin bütün kurumlarını direnişimizle teşhir ettik ..

En zor koşullar da dahi emperyalizmin geriletilebileceğini gösterdik ..

Adalet Bakanı ile görüştük bize söz verdi ama sözünü tutmadı.

Taleplerimize yönelik cevabı kaçamak korkak cevaplardı. 129b maddesini asıl olarak İŞİD için tutukları yalanı ile bize cevap verdi. Yargıya karışamayacaklarını söyledi bizde zaten karışmayın dedik. Karıştığınız için zaten bu soruşturma açıldı.

Heyet oluşturduk heyet ile görüşmeyi korkarak kabul etmedi Adalet Bakanlığı ..

Tutuksuz yargılanma talebimize cevapları tutsakların şimdiden suçlu olarak sayılmasıydı, mahkeme açık ve açık tutsakları şimdiden ceza alacaklarına kanaat getirmişti. Çünkü kendileri de biliyordu ki cezalar önceden kesinleşmişti. Tutuksuz yargılanmanın önündeki engel olarak kaçma şüphesi denildi oysa Serkan küpeli kendisi hakkında soruşturmayı önceden bilmesine rağmen kaçmadı ve işi olan okulu olan çocuğu olan biriydi neden kaçsın? Yüzlerce silah ile eylem hazırlığı ile yakalanan üstteğmen Franco Albrect tutuksuz yargılandı ve tek bir suçu olmayan devrimciler ile aynı hapis cezasına çarptırıldı. Ama potansiyel olarak katliam yapma hazırlığında olan bir kişi tutuksuz yargılanırken kaçma tehlikesi yokken tek bir şiddet eylemi olmayan öyle bir hedefi de olmayan bir çocuk babası Serkan Küpeli'nin kaçma şüphesi var diyerek tutuksuz yargılanma talebi red edildi.

Hapishanenin 16 ay biyopsinini yapmayarak kanser olmasına neden olunan İhsan Cibelik de yine kaçma şüphesi ve hapishanede tedavi görebilir denilerek tutuksuz yargılanması red edildi.

 

Kanser olmasına neden olan Hapishane’nin tedaviyi sağlayacağını savundu Federal Mahkeme.

İşte bütün bunlar bizde Tiyatro’dan ibaret bir mahkeme görüntüsü yarattı ve öfkemizi büyüttü.

Ama işte bütün bu gerçekleri alman halkına anlattık anlatmaya devam ediyoruz.

Bütün bunlar ile birlikte birçok hakkımızı da kazandık;

16 ay boyunca biyopsisi yapılmayan İhsan Cibelik'in tedavisini yapılmasını sağladık.

Cam kafesi direnişimizle kaldırdık ..

Serkan’ın kızı ile görüşmesini direnişimizle kazandık ..

Mahkeme salonunda moral üstünlüğünü biz kazandık mahkeme salonlarını doldurduk her mahkemede halkımız tutsaklarımızı sahipsiz bırakmadı. Korku yaratmak istediler biz ise direnişimizle sahiplenme.

Tutsakların üzerindeki tecriti direnişimizle kırdık ..

Bugün ise BGH da tutuksuz yargılanma kararını red etti.

 

Biz direnişimizle onları teşhir ettik direnişi halklaştırdık bu direniş uzun soluklu bir direniş .. Direnmekten başka bir yolumuz yok direnerek bedel ödeyerek kazanacağız. Direnişimizle halka tekrar kendisinin kim olduğunu hatırlattık şimdi bayrak halkımızda ..

Bugün direnişe Eda Deniz Haydaroğlu Ilgın Güler Sevil Sevimli direnişi halkımıza devrederek ara veriyor. Direniş bayrağı halkımızdadır halkımıza güveniyoruz açlık grevi direnişi büyüyecek açlık orduları büyüyecek ..

Hak alma bilinci gelişecek bunu okul haline getireceğiz ..

Direniş bayrağı halkımızdadır ..

İçeride İhsan Cibelik dışarıda ben Lena İleni Açıkgöz ve halkımızın dönüşümlü süresiz açlık grevi ile direnişi sürdüreceğiz.

Halkımızı direnişi büyütmeye çağırıyoruz ..

AÇLIK ORDUSUYLA KAZANACAĞIZ .. DİRENİŞ BENDE DİRENEBİLİRİM DUYGUSU VE İNANCI YARATMIŞTIR. DİRENEREK KAZANABİLİRİZ BİLİNCİ YARATMIŞTIR. BU BİLİNCİ BÜYÜTECEĞİZ!

Dünya halkların direnme hakkını kurtuluş umudunu yok etmeyi amaçlayan politikalara teslim olmayacağız.

Bağımsızlık demokrasi sosyalizm düşüncemizden vazgeçmeyeceğiz.

Devrim ve sosyalizm umudunun yok edilmesi halkların çaresizleştirilmesidir buna izin vermeyeceğiz.

AİLELERİMİZİN YAPTIĞI BASIN AÇIKLAMASI:

Herkese Merhaba

Öncelikle Direnişçilerimizi selamlıyor ve bizlere direnmenin ne demek olduğunu hayatlarıyla gösterdikleri ve açlık bayrağını bize devrettikleri için onlara teşekkür ediyoruz.

 

2023 yılının Mart ayından itibaren Avrupa tarihinin en uzun soluklu açlık grevi direnişine bizler de sizler gibi şahit olduk. Eda, Ilgın, Sevil ve Lena arkadaşlarımız, kardeşlerimiz ve yoldaşlarımız Almanya’da gasp edilen demokratik haklarımıza sahip çıkmak için aylardır açlıklarıyla direniyorlar.

129 A/B Anti-terör Yasalarına Karşı ve Devrimci Tutsakların özgürlüğü için Eda Deniz Haydaroğlu 313 Ilgın Güler 262 Sevil Sevimli Güler 257 Lena İleni Açıkgöz 197 Gündür Süresiz Açlık Grevindeler.

Neden açlık grevindeler ?

Çünkü Almanya emperyalizmi önüne engel olarak gördüğü başta devrimcileri olmak üzere, kendisinin karşısında duran herkesi "terör" demagojisi ile tutuklamak istiyor. Bunu da 200 yıllık eski 129 a ve b yasaları ile yapıyor.

Gelinen noktada bu yasa ile tüm demokratik haklarımıza, temel hak ve özgürlüklerimize saldırıyorlar. Katıldığımı her türlü demokratik ve yasal eylem, attığımız her slogan, okuduğumuz her yayın kriminalize ediliyor. Sadece devrimciler değil, devrimci değerlere sahip çıkan, faşizme karşı olan , hatta kendine demokratım diyen herkese saldırıyorlar.

Yoldaşlarımız açlık grevleriyle bizlere bu gerçekleri anlattılar.

Bizler yarın daha fazla bedeller ödemek zorunda kalmayalım diye onlar her türlü bedeli göze alarak bedenlerini açlığa yatırdılar. Saldırılar karşısında bizler için barikat oldular.

Bize bir yandan Almanya emperyalizmin gerçek yüzünü, Anti-terör yasalarının amaç ve hedefini öğrettiler. Diğer yandan ise Emperyalizmin kağıttan kaplan olduğunu, direniş ile geri adım attırabileceğimizi gösterdiler. Direnme hakkı nedir, nasıl direnilir öğrendik. ‘Yenilmeyen tek komutan direniştir’ sloganı her birimizin kafasından somutlandı. Öğrendik ki, bugün eğer 129 yasalarına karşı mücadele etmezsek, yarın hiçbir hakkımız kalmayacak. Hak alma bilinci ise onurlu yaşam ilkesidir. Bizler de kendi onurumuz ve kendi antifaşist kimliğimizi korumak için bu direnişi sahiplendik.

Ama şu gerçeği de söylemeliyiz ki, sahiplenmekle geç kaldık.

Evlatlarımız gün gün bizler için erir, acı çekerken, bizler dayanışmamızı ve sahiplenmemizi anca 200lü günlerden sonar büyüttük.

Bugün direniş 300’lü günleri aşmak zorunda kaldıysa, evlatlarımız 49 kilonun altına düştüyse, bu bizim geç kaldığımız içindir. O yüzden bu direnişle birlikte sahiplenmenin ve dayanışmanın önemini de öğrendik.

Direniş her birimize okul oldu. Öğrendik ve öğrenmeye devam ediyoruz.

Birincisi direnişten öğrendiklerimizi hayata geçireceğiz. Temel haklarımıza sahip çıkacağız ve 129 anti-terör yasalarına karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.

Bugün Almanya'da ırkçı parti AFD ikinci parti durumundadır. Polisler açık açık her gün bir suç işlemekte insanlarımızı yargısız infaz etmekte, keyfi şekilde ve işkence ile gözaltına almakta. Ancak bunları yaparken tek bir ceza bile almamaktadır. AFD gizli toplantılarıyla biz yabancılara karşı katliam ve yok etme politikalarını hazırlıyorlar. Avrupa ülkelerinde yaşayan yabancılar olarak, burada yıllardır emeğimizle var olsak da güvende değiliz. Aşağlanıyor, sokak ortasında, belediyede ve her yerde ırkçılığa maruz kalıyoruz. Çocuklarımız katlediliyor. Çocuklarımız uyuşturucu bataklıklarına, ve yalnızlığa terk ediliyor. Temel haklarımızı bilmediğimiz sürece kendimizi savunamayız, koruyamayız.

 

Almanya 52 milyon insanının katili iki dünya savaşı çıkartmış, gaz odalarında diri diri insan yakan bir tarihe sahiptir. Bu tarihten bizler de ders çıkartmalıyız. Nazi yasalarıyla bizi, çocuklarımızı ve devrimcileri yargılamalarına izin vermemeliyiz.

129 yasaları ile yapılmak istenen

-geleneklerimize

-cenazemize

-düğünümüze

-pikniğimize

-konserimize

yani bir araya geldiğimiz, geleneklerimizi sürdürdüğümüz her etkinliği terörize etmektir. Buna izin vermeyelim. Eğer bugün sesiz kalırsak, yarın hepimiz bu yasanın hedefi olacağız.

Çocuklarımız bizim için açlık grevindeydiler ve direnmeye devam ediyorlar. Bu direniş bizim direnişimizdir.

Devrimci bir sanatçı halkın türkülerini söylediği ve bu türküleri çocuklarımıza öğrettiği için tutuklandı.15 ay boyunca biyopsisi engellendi.15 ayın sonunda Kanser teşhisi konulsa da tedavisi aylarca ertelendi ve engellendi. Tutuksuz yargılanması red edildi. Ameliyat olabilmek için 36 gün boyunca açlık grevi yapmak zorunda kaldı. Tüm bunlar 2024 yılının Almanya’sında yaşandı. İhsan Cibelik kimdir ve ne yapmıştır; halkın acılarını, sevinçlerini türküleştiren grup yorum üyesi bir devrimci sanatçıdır. Halkın türkülerini yapmak suç değildir. Ama Alman emperyalizmi direnen halkın türkülerini söylediği için terörist ilan etmiştir İhsanı.

Gördük ki, Emperyalizm adil yargılanma ve savunma hakkını tanımadığı gibi, sağlık hakkını da tanımıyor. Gördük ki, emperyalizm devrimcilere pervasızca saldırıyor. Ve gördük ki, emperyalizm direniş karşısında aciz ve çaresiz kalıyor.

Haksız, hukuksuz tutuklamalara, tecrite ve işkenceye sessiz mi kalalım?

Evlatlarımız tüm bu adaletsizliklere karşı direnirken seyirci mi kalalım?

Temel haklarımızın gasp edilmesini kabul mu edelim?

Hayır biz sesiz kalmayı red ediyoruz. Çocuklarımızın onurlu direnişinde yanı başlarında, onlarla omuz omuza olacağız.

Bu direnişi büyütmeye temel haklarımıza sahip çıkmaya söz veriyoruz.

Bu nedenle çocuklarımızın Anneleri, babaları, abileri ve ablaları olarak Süresiz dönüşümlü Açlık grevine başlıyoruz. Bu talebimiz Direnişin halklaşmasının bir parçasıdır.

 

Bu direniş başladığı gün zafere ulaştı. Devrimci tutsak anti-faşist gazeteci Özgül Emre’nin son duruşmada söylediği gibi; en önemli zafer siyasi zaferdir.

Bu direniş de başladığı gün siyasi zaferi kazanmıştır. Bizlerle halklaşmıştır. Açlık Bayrağını devr alıyoruz. Mücadeleyi kesintisiz sürdürmeli ve kalıcılaştırmalıyız. Bunun için de Örgütlenmeli kurumsallaşmalıyız. Temel haklar derneğini kuracağız. Haklarımıza sahip çıkacağız ve dünya

halklarına, emperyalizm tarafından reva görülen adaletsizlikler, haksızlıklar ve ırkçılığa karşı direneceğiz.

Önemli olan direnmektir. Direnme hakkı "insanın onurlu yaşam ilkesidir"

Tutsak olan Halkın Avukatı Selçuk Kozağaçlı’nın da dediği gibi

" Yaşamın Kendisi değil Kutsal olan,

Kutsal olan Adil bir Yaşam,

Kutsal olan Onurlu bir Yaşam,

Kutsal olan Haysiyetli bir Yaşam."

Biz de onurlu, adil bir yaşamı ve haysiyeti istediğimiz için Açlık direnişi ile direnmeyi görev sayarız..

Yaşasın Açlık Grevi Direnişimiz!

Faşist 129 yasaları kaldırılsın!

 






























[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.