1 mayıs açıklamalar adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya bağcılar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa belçika belgesel beşiktaş beykoz boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri çağlayan çanakkale çayan çayan mahallesi çekmece çerkezköy dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler FOSEM Fransa galatasaray gazi Gebze gençlik gerilla giresun gözaltı grup yorum gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet Hacıahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda Isparta idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere İngiltere istanbul isveç isviçre İsviçre işçi meclisi italya izmir kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kınık kıraç kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba küçükçekmece kültür sanat kütahya lubnan malatya maltepe Maraş mardin Mektuplarımızla Tecriti Kıralım mersin muğla Muharrem Karataş munzur nurtepe okmeydanı ortaköy ömürtepe örnektepe piknik Polonya radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma Sevgi Erdoğan Vefa Evi siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler şiir şiirler şişli taksim tavır dergisi TAYAD tekirdağ tiyatro Tokat trabzon tuzla türkiye UTMP videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi Zürich

16 Ocak Günü 3 Devrimci Tutsağın Mahkemesi Düsseldorf'ta Görüldü!

Duruşma Özgül Emre'nin salondakileri selamlamasıyla başladı. Ardından ülkemizdeki Ölüm Orucu ve süresiz açlık grevini sordu. Daha sonra ise dijital delil avukatı delillerin usulsüzlükleri ile ilgili bir konuşma yaptı. Ardından mahkemeye ara verildi. Ara verilince Özgül Emre;

"Ya sosyalizm ya barbarlık diyen Rosa Luxemburg'lardan, süresiz açlık grevi direnişçileri Eda, Ilgın, Sevil ve Lena'ya faşizme ve emperyalizme karşı mücadelemiz sürüyor." dedi. Ardından mahkemeye 10 dakika ara verldi.

Aradan sonra mahkeme tekrar dijital delil avukatının usulsüzlükleri anlatmasıyla devam etti. Dijital delil avukatı bitirince mahkemeye öğlen arası verildi.

 

Özgül Emre;

" Yoksul halk çocukları milyarderlerin masalarına meze yapılıyor. Bizler hapishanede de olsak Bin yıl da yatsak buna karşı mücadele etmeye devam ve hesap sormaya devam edeceğiz. Kahrolsun Faşizm ve Emperyalizm Yaşasın Mücadelemiz!" dedi. Ardından "Türkiye'de kuyu tipi hapishanelere karşı ölüm orucu yapan direnişçileri selamlıyorum. Özgür Tutsaklara Özgürlük!"dedi. Mahkemeye öğle arası verildi. Öğle arası bitince Özgül Emre hakimlerin itirafçılık teklifi ile ilgili bir açıklama yaptı.

 

Özgül Emre;

" Ölümünün 105. yılında Rosa ve Karl'ı anarak direnenleri selamlıyorum. Merhaba. Susmak insanın intiharıdır. Bizi tutuklayarak susmamızı istiyorlar. Sanatımızla gazeteciliğimizde karanlığa ışık tutmamamızı istiyorlar. Biliyoruz. Emperyalizm savaştan, kandan, gözyaşından beslenir. Biliyoruz Ve bilmek dışında görevimiz bunu Dünya halklarına duyurup mücadele etmek. Bugün burada olmamın sebebi bu. DAEŞ, İŞİD ve El-Kaide gibi hat düşmanları aklanırken bize uygulanan bu. Bunun en büyük nedeni Türkiye'de devrimciler olmamız. Bizim geleneklerimiz çok köklü. Anadolu topraklarında Karl Marx'tan önce "yarın yanağından gayrı her yerde her şeyde hep beraber" diyen Şeyh Bedrettinlerimizin, zalimin zulmüne karşı kendi ipini çeken Seyit Rızalarımızın, 7 notanın komutanları Helin ve İbrahim'lerin geleneğinden geliyorum. Tüm dünya halklarına ulusal kurtuluş mücadelemizle umut olmamızdan korkuyorlar. Türkiye halklarının zaferinin sadece faşizme değil emperyalizme de büyük darbe vuracağını biliyorlar. Emperyalizmin düşünürlerinin ifade ettikleri ise en tehlikeli ülke Türkiye. Ne olacağını tahmin edemiyorlar. Çünkü baskı altına aldık dedikleri an gezi ile ayaklandı Türkiye halkları. Çapulcu diye aşağıladığı Anadolu halkları Kürt Türk Arap Laz Çerkez Türkiye halkları var. Tüm teslim alma politikalarına rağmen bitirilemeyen anti-emperyalist, anti-faşist bir gelenek var. Bu gelenek tüm saldırılara rağmen sürüyor. Halkın sesini duyuranlar susmayanlar var. İşte biz bu yüzden demokratik haklarımızı sonuna kadar savunuyoruz. Bu hukukun amacı direk öldüremese bile tecritle, İhsan Cibelik'e yaptığı gibi tedavi hakkını gasp ederek öldürmek. Amaç halklara Gözdağı vererek deyimleri yalnızlaştırmak. Asıl amaç devrimcileri teslim almak. Yani normalde gerçeklerin ortaya çıkacağı şeyleri bile ödül gibi gösterip bunları göstermek için olmayan şeyleri kabul etmemizi istiyorlar. Adalet için açlık grevi ile direnenlere kamuoyuna "biz elimizden geleni yaptık" diyorlar. "Benim istemediğim şekilde düşünürseniz teröristsiniz" diyorlar. İddia makamının temsil ettiği siyaset "ya teslimiyet ya tutsaklık yaşamak istiyorsanız Marksizm-Leninizm'den vazgeçin. Bu belayı sovyetlerde yaşadık. Tabii illa solcu olmak istiyorsanız bizim istediğimiz gibi olun. Anti-emperyalist, anti-faşist olmaktan vazgeçin. Çok sevdiğimiz oligarşiyede dokunmayın. Faşist devletlere de karışmayın. Ama hükümetlere karşı demokrasicilik oynayabilirsiniz. Bizim sınırlarımız içinde olur. Biz sizin çıkarlarınızı koruyalım siz bizim çıkarlarımızı koruyun" diyorlar. Örneğin Rusya'ya muhalif olsaydık bizi 5 yıldızlı otellerde ağırlarlardı. İranlı bir muhalif olsaydık ya da Rusya'ya karşı mücadele etseydik daha da el üstünde tutulup maddi kaynaklar bile sunarlardı. Düşmanımın düşmanı dostumdur dediğiniz gibi bunu da kullanırdınız. Ama biz Türkiyeli anti-faşist, anti-emperyalistleriz. Bağımsızlık olmadan demokrasinin olmayacağını biliriz. Bizim veya dünya halklarının katilleri ile el sıkışmayız. Halka gerçekleri ulaştırmaya çalışırız. Biz en korktuklarınızız. Bizim Ne yapıp ne yapmadığımızı bildiğiniz gibi iddia makamında ne yapmaya çalıştığını biliyorsunuz. Emek sermayeye karşı. Bir tarafta bizim ürettiklerimizle korkunç bir zenginlik içinde yaşayanlar, bir yanda ürettikleri ile aç kalanlar. Bir yanda emek ve alın teri çalanlar, bir yanda bizler. Bir yanda savaş, kan, gözyaşı ile beslenenler bir yanda alın teri emekleri çalınan bizler. Ne olursa olsun halka yaşatılanların sorumluları ile mücadele ediyorum. Pişmanlık duymak bir yana onurlu ve gururluyum. Ben devrimci gazeteciliğin bedelinin işkence, katliam, gözaltı, tutuklama olduğunu bilerek yaptım. Pişman değilim. Pişmanlık duyması gerekenler alın terimizi çalanlar. Pişmanlık duyması gerekenler onbinleri Göçe zorlayanlar. Göç yolunda öldürenler. Pişman olması gerekenler ve hesap vermesi gerekenler miting, konser, yürüyüş, eylem gibi demokratik haklarımızı kriminalize etmek isteyenler. Pişman olması gerekenler bizi 20 aydır tutsak edip İhsan Cibelik'in tedavi hakkını gasp edenler. Biz Alevileri diri diri yakanlar. Yok sayılan ibadetlerimiz çarpı konulan evlerimiz katledilen ailelerimize seyirci kalındığı için siz pişman olmalısınız. Bu şekilde büyümüş bir kız çocuğu olarak akrabalarımın ölü bedenlerini morluklarda ölümün dehşet vericiliği ile gördüm. Buna karşı mücadelemde pişmanlık duymam söylediğiniz için siz utanmalısınız. Sadece 1 Mayıs'a katıldığı için cinsel taciz dahil "gördüğün işkencelerden hesap sorma" dediğiniz için pişman olup utanmalısınız. Ben bu şekilde büyümüş bir kız çocuğu olarak Almanya'ya vizesiz gelirken memleketim olan dersim 15 günlük vize alıp girdim. Dersim'in yağmalanan duasını katledilen insanlarını unut diyorsunuz. Emek sömürüsü ile çocuk yaşta tanıştığımızı, bana çocuk emeğinin nasıl sömürüldüğünü, yani sınıfını unut diyorsunuz. Utanmalısınız. Devrimci gazeteci olarak düzenin okullarında dahi öğretilen 5N 1K sorularını sorma diyorsunuz. Gerçekleri duyurma. Hatta mesleğini kullanarak kitlelere yalan haberler yay diyorsunuz. Utanın. Diyorsunuz ki insanlık tarihinde kazandığınız hakları kullanmayın. Bunun için siz utanmalısınız. Diyorsunuz ki insan olma. Yok sayılan dilini, dinini, ırkını, köklerini unut. Ölen insanları, akrabalarını unut. Ailen ölmeye devam etsin. Bunlar olurken düzene hizmet et diyorsunuz. Utanmalısınız. 20 aydır tecritte en temel haklarım gaspediliyor. En küçük haklarımı dahi gasp ettiğiniz için özür dilemelisiniz. Unutmak suçtur. Unutmayacağız sadece kuru bir slogan değildir. Unutmamak tekrar yaşanmaması için mücadeledir. Unutmayacak katillere ceza istemeye devam edeceğiz suç ve suçlular vardır Biz demokratik haklarımızı kullanmak dışında hiçbir şey yapmadık. Kabul edemeyeceğimiz bir suç olmadığı gibi, suç olarak kabul edilecek bir eylemde yoktur. Suç gibi kabul etmek demokratik haklarımızın gasp edilmesidir. Beni bu suça dahil edemezsiniz. Bu dosya bir kanıttır. Ama bize karşı işlenen bu suçların kanıtıdır. İfade ve düşünce özgürlüğüne baskının kanıtıdır. Yasal derneklerimizi kriminalize etmenizin kanıtıdır. Eylemlere katılan insanları, eylemlere katılan yeni doğmuş bebeklerimizi dahi fişlemenizin kanıtıdır. Hak ve özgürlüklerimizi kullandığımız için bizi terörize etmenizin kanıtıdır. Halkların dilinin dininin, ırkının, mezhebinin, milliyetinin yok sayılmasının kanıtıdır. Anayasal haklarımız olan stand, eylem, yürüyüş, konser hakkımızı kullandığımız için halka gözdağı verilmesinin kanıtıdır. Peter Frank'ın Recep Tayyip Erdoğan'ın kanımız üzerine inşa ettiği saraya giderek işbirliği yaptığının kanıtıdır. Savunma hakkının gaspı ile modern hukukun bittiğinin kanıtıdır. Halkların haber alma özgürlüğünün yok olmasının kanıtıdır. Adil yargılanma hakkının gasp edildiğinin, halk düşmanları neo-nazilere ayrıcalık gösterildiğinin kanıtıdır. 129 yasasının çıkmasına neden olanların her türlü özgürlüğü kullanarak dışarıda ellerini kollarını sallaya sallaya gezmesinin kanıtıdır. 129 AB maddesinin gerçekte kime karşı yapıldığının kanıtıdır. Bize yapılan bu suçların cezalandırılmasını istiyorum.

 

 

Ceza istiyorum faşist katiller yargılansın. İtiraf ediyorum suçsa eğer bir avuç işbirlikçi asalak dışında halkımın ekmeğine sahip çıktım. Bu suçu işledim. Suçsa eğer Erdoğan ve tebasını sarayda yaşarken bizim halkımız açlıktan ölüyorsa ben buna karşı mücadele ederek bu suçu işleyeceğim. Cennet vatanı cehenneme çevirenlere karşı mücadeleye devam edeceğim. Türkiye halklarının oturum için dilenmesine karşı, neonazlerin saldırısına uğramasına karşı kendi emeğiyle kendi ülkesinde yaşaması için mücadele edeceğim. Suçsa eğer alevi olduğu için yakılanların katillerine ceza istemek bu suç işlemeye devam edeceğim. Suçsa eğer kendi dilleriyle konuşan her ulusu savunmak, kendi kaderini tayin hakkını savunmak devam edeceğim bu suçu işlemeye. Suçsa Kürt olduğu için yok edilenleri, Kürtçe konuştuğu için işkence görenleri savunmak bu suçu işlemeye devam edeceğim. Suçsa eğer işkenceye karşı her türlü başkaldırı suçsa eğer bu suç işlemeye devam edeceğim. Suçsa eğer faşizm öldürmesine karşı direnmek suçluyum. Yalanlarının bir parçası olmayacağım. Yalanlara karşı mücadele edeceğim. Kral çıplak. Kürt, Türk, Arap, Çerkez, Laz... Tüm halkların gazetecisi olarak bedenim tecrit edilse dahi gururluyum. Tutsak da olsam mücadeleye devam ediyorum. Hak ve özgürlüklerimizin kriminalize edilmesinin bir parçası olmayacağım. Bildiklerini anlatmaz gördüklerimi söylemezsem dilim lâl gözlerim kör olsun. Gördüm. Duydum. Yaşadım. Bu suçları işlemeye devam edeceğim. Bağımsız Türkiye istiyorum. Komplo birine ya da bir kuruluşa karşı topluca alınan, o kimseyi ya da kuruluşu güç duruma sokacak gizli karar. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, iş demektir. Sözlük anlamı budur. Bu anlamda siyasi davaların hepsi komplo davalarıdır. Bu davaların tamamı belli bir plan çerçevesinde planlı gerçekleşir. Ortada suç yoktur ya da sanıklar suçlu değildir, suç sayılan eylemleri işlememiştir. Ya da suç sayılan eylemler aslında suç değildir. Sanıkların yaptıkları eylemler değil sanıkların düşünceleri cezalandırılır. Böyle olduğu için her yol mübahtır denilmekte. Elbette biz ilk değiliz son olmayacağız. Tarih bu davalarla dolu. Örneğin Haymarket davası. Amerikan işçilerinin 8 saatlik iş saati için mücadelesidir bu dava. 1886'da Louisville, Kentucky'de başlar. 4 Mayıs günü doruğa ulaşan bu eylemde polis eliyle kurulmuş bir kontgerilla örgütlenmesi bomba patlatır. Hala orada ölenlerin sayısı bilinmez. Hedef işçilerdir. Hedef grevdir. Hedef işçi önderlerini yok etmektir. Bomba patlaması sonrası işçi öncülerini yok etmek için kullanılacak bahane de elde edilmiştir. Göstermelik bir dava yapılır ve 7 işçi önderi ölüme mahkum edilir. Katledilen işçilerdir. Cezalandırılanlar ise işçi önderleridir. Bu burjuva hukukun ve yargı sisteminin hiç gerekçe bulmadan idamları yerine getirmesidir. Bir diğer örnek Sacco ve Vanzetti davasıdır. O yıllar kapitalizmin çöktüğü yıllardır. Amerika'da işsizlik hat safhadadır. İşçiler sürekli grevdedir. İşçilerin ekonomik kaygılarının yanında siyasi kaygıları da artmıştır. Sacco ve Vanzetti ise o dönemde sosyalist olan iki göçmen işçidir. Komünist propaganda yaptıkları için önceden yargılanmışlardır. İşlemedikleri bir cinayet yüzünden idama çarptırılırlar. Tanıkları ise sahte ad ile tanıklık yapmıştır. Buna rağmen idam kararı verilir. İdam kararının neye hizmet ettiği de açıktır. Nazım Hikmet Sacco ve Vanzetti için "Kurban gittiler dolarların elindeki adalete" diyerek özetlemiştir davayı. Davanın yeniden görülmesi, idam kararının geri çekilmesi için dilekçeler verilmiştir. Ancak karar bozulmamıştır. Sacco ve Vanzetti'nin idam edildiği gün tüm dünyada büyük mitingler yapılmıştır. Paris'te Amerikan Konsolosluğu önünde toplanan 150.000 kişi polis ile çatışmıştır. Sacco ve Vanzetti'nin idamının üzerinden 43 yıl geçince vali kararın yanlış olduğunu açıklayarak itibarlarını geri vermiştir. Oysa onlar dolarların elindeki Adalet tarafından ölüme mahkum edildiklerinde itibarlarını geri kazanmışlardı. Dimitrov davası ise bir başka örnektir. Hitler oligarklara kendini ispatlamak ve tüm dünyada esen Komünizm tehdidinden Almanya'yı koruyabileceğini göstermek ister.  Reichstag yangını bunun için biçilmiş kaftandır. Yangından sonra bütün sosyalistler hedef gösterilir. Hepsi kriminalize edilir ve kamplara doldurulur. Bu av sırasında yakalanan Bulgar Komünist Partisi Genel sekreteri Dimitrov'da bunlardan biridir. Plan açıktır. Yangını Dimitrov'un üzerine atmak. Ancak Dimitrov Üstün pratik zekası ve politik kavrayışı ile beraat etmiştir. Yargılandığı mahkeme kürsüsünde faşizm yargılamıştır. Dimitro o kürsüde kendi çıkarlarını savunmaktan daha çok komünizmin çıkarlarını savunmuştur. Bir diğer önemli örnek ise Rosenberg kardeşlerdir. Tüm dünyayı sosyalizm dalgasının sarması üzerine Marksist Leninist Komünist avı başlamıştır. Ethel ve Julius Rosenberg kardeşlerin her ikisi de yahudi ve Amerikan Komünist gençlik partisi üyesidir. Atom bombasıyla ilgili bilgileri Ruslara vermekle suçlanırlar ve Rus ajanı ilan edilirler. Ajan olmadıklarını savunurlar ancak komünistlik konusunda bir itirazları tabii ki olmaz. Önce Julius ardından Ethel tutuklanır. Tüm hücrelerine sinmiş düzmece ifadeler ile ölüme gönderilirler. Onlar da Sacco ve Vanzetti gibi tüm dünyada adalet mücadelesinin temsilcileri olmuşlardır. Mahkeme suçları işlemeseler bile eğer özür dilerlerse idam kararını tekrar düşüneceğini söyler. Ancak onlar özür dilemez ihanet etmezler. Tıpkı  " Can için yalvarmam sana. Mazlumlar darılır bana" diyen Ebru Timtik'ler gibi. Tüm dünyada onların adalet çağrısı sürüyor. Sözlerimi Julius Rosenberg sözleri ile bitirmek istiyorum. "Elektrikli sandalyeden korkmuyorum. Adalet istemekten asla vazgeçmeyeceğim. Barış, ekmek ve gül için savaşta, celladı sakin bir onurla, güvenle ve geleceğe bakarak bekliyoruz. İnancımızı yitirmeyeceğiz. Her zaman olduğu gibi." Teşekkürler."

 

Özgül Emre'nin konuşmasının ardından hakim çağırmak istedikleri bilir kişi ile ilgili konuştu. Bir kişiyle bunun İçin iletişime geçtiğini bildirdi ve eğer avukatlar ve savcı da kabul ederse bu kişinin Şubat sonunda bir rapor verebileceğini açıkladı. Bu bilir kişiye DHKP-C ile ilgili soru sorulmayacağını sadece Türkiye'nin siyasi durumu ve insan haklarının durumu ile ilgili sorular sorulacağına dikkat çekti. Hakim ve savcı ise bu bilir kişinin de Türkiye'de ki iktidara karşı olduğunu tarafsızlık bir yana Türkiye'deki iktidarı eleştirdiğini söylediler. Avukatlar kendi önerdikleri kişinin Türkiye ile ilgili daha geniş bilgilere sahip olduğunu savunarak ona sorulmasını istediler. Bir sonraki duruşmaya kadar avukatlar hakimin sunduğu bilir kişi üzerine düşünecek ve düşüncelerini söyleyecekler. Avukat Yener, hakimin sunduğu bilir kişi için; türkiye en geç bugün faşist bir ülkedir(…) sizin sunduğunuz bilir kişi daha önce Almanya ve Türkiye ilişkilerini “normalleştirmek” istemiştir. Faşist bir ülke ile ilişkiler nasıl ve neden normalleştirilmek istenir. Bu durum bana karın ağrısı yaratıyor ve kişinin ne kadar tarafsız olduğu noktada sorgulatıyor” dedi. Hakim, Avukatların sunduğu bilir kişiye daha önce ulaşmaya çalıştığını ama henüz cevap almadığını söyledi. Avukat Yener de kendisinde özel mail adresinin olduğunu ve hakime verebileceğini söyleyince, hakim “eğer sizde mail adresi mevcutsa bu bilirkişi ne kadar tarafsız olabilir ki” dedi ama yine de mail adresini almayı kabul etti.

 

Mahkeme bu tartışmadan sonra bitirildi. 17 Ocak tarihli duruşma iptal edildi ve mahkeme 23 Ocak Salı gününe ertelendi.

 

Faşist 129 Yasaları Kaldırılsın!

 

Özgül, İhsan Ve Serkan Tutuksuz Yargılansın!





[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.